Son yıllarda özellikle kadınlar, öğrenciler, gece çalışan kişiler ve güvenlik kaygısı yaşayan vatandaşlar tarafından en çok sorulan sorulardan biri şudur:
“Biber gazı taşımak suç mu?”
Kısa cevap:
Hayır.
Biber gazı taşımak tek başına suç değildir.
Ancak hukuk burada ince bir çizgi çizer.
Çünkü mesele yalnızca “taşımak” değildir.
Asıl mesele; nasıl, ne amaçla ve hangi şartlarda kullanıldığıdır.
Türk Ceza Hukuku’nda birçok olayda olduğu gibi burada da belirleyici olan unsur “kullanım amacı” ve “somut olayın şartlarıdır.”
Biber gazı; genellikle kişisel savunma amacıyla kullanılan, geçici süreyle göz yaşarması, nefes darlığı ve yön kaybı oluşturan kimyasal içerikli savunma aracıdır.
Uygulamada;
kadınların kişisel güvenlik amacıyla,
güvenlik görevlilerinin,
gece çalışan kişilerin,
tehdit altında olduğunu düşünen vatandaşların
yanında taşıdığı görülmektedir.
Ancak toplumda sıkça yanlış bilinen bir konu vardır:
“Biber gazı tamamen serbesttir.”
Hayır.
Bu doğru değildir.
Çünkü biber gazının hukuki niteliği, kullanım amacına göre değişmektedir.
Türk hukukunda bireyin kişisel güvenliği için biber gazı taşıması doğrudan suç olarak düzenlenmemiştir.
Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.
Özellikle meşru savunma amacıyla taşınan biber gazı, hukuken doğrudan yasak kabul edilmemektedir.
Ancak burada kritik nokta şudur:
Taşımak başka şeydir, saldırı amacıyla kullanmak başka şeydir.
İşte hukuki sınır tam burada başlar.
Her ne kadar taşınması tek başına suç oluşturmasa da, biber gazının 18 yaşından küçüklere satışı yasaktır.
Bu düzenlemenin amacı;
kontrolsüz kullanımın önlenmesi,
okul ve sosyal alanlarda kötüye kullanım riskinin azaltılması,
kamu güvenliğinin korunmasıdır.
Dolayısıyla özellikle internet üzerinden veya fiziki satışlarda yaş kontrolü önem taşımaktadır.
Ceza hukukunda birçok olayda olduğu gibi burada da niyet ve kullanım şekli belirleyicidir.
Aynı biber gazı;
bir olayda meşru savunma aracı,
başka bir olayda yaralama aracı,
başka bir olayda tehdit unsuru
haline gelebilir.
Hukuk nesneye değil, kullanım biçimine bakar.
Bir kalem nasıl imza atmak için kullanılabileceği gibi saldırı aracı da olabiliyorsa; biber gazı da kullanım amacına göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Eğer biber gazı;
kavga sırasında,
tartışmada,
öfke anında,
saldırı amacıyla,
karşı tarafı etkisiz hale getirmek için
kullanılmışsa, artık mesele yalnızca “gaz sıkmak” değildir.
Bu durumda;
gündeme gelebilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesi kapsamında;
bir kişinin vücuduna acı verilmesi veya sağlığının bozulması halinde kasten yaralama suçu oluşabilmektedir.
Biber gazı;
göz yanması,
nefes problemi,
geçici görme kaybı,
fiziksel acı,
sağlık etkileri
oluşturduğundan, somut olayın özelliklerine göre yaralama suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Özellikle mağdurun sağlık raporu burada büyük önem taşır.
Bazı olaylarda biber gazı fiilen kullanılmasa bile;
gösterilmesi,
korkutma amacıyla çıkarılması,
“sıkarım” şeklinde tehdit edilmesi
gündeme gelebilmektedir.
Bu durumda;
tartışması ortaya çıkabilir.
Çünkü Yargıtay uygulamasında bazı kimyasal savunma araçları olayın niteliğine göre “silah” kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Özellikle mağdur üzerinde korku yaratma amacı varsa, tehdit suçunun nitelikli hali gündeme gelebilir.
İşte en kritik nokta budur.
Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesine göre;
kişinin kendisine veya başkasına yönelik haksız bir saldırıyı defetmek amacıyla zorunlu şekilde hareket etmesi halinde meşru savunma söz konusu olabilir.
Yani;
saldırıya uğrayan,
tacize maruz kalan,
fiziksel tehdit altında bulunan,
kaçma imkanı bulunmayan
kişinin kendisini korumak amacıyla biber gazı kullanması halinde cezai sorumluluk doğmayabilir.
Ancak burada da ölçülülük ilkesi önemlidir.
Hukuk şunu sorar:
“Savunma gerçekten zorunlu muydu?”
Eğer kullanılan güç saldırıyı durdurmak için gerekli sınırları aşmışsa, hukuki değerlendirme değişebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin
2019/24816 E., 2021/10733 K. sayılı kararında;
biber gazının kullanım amacına göre hukuki değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
Karar özü itibarıyla şu yaklaşımı benimsemektedir:
Meşru savunma amacıyla kullanım suç oluşturmayabilir,
Saldırı amacıyla kullanım yaralama suçuna dönüşebilir,
Tehdit amacıyla kullanım farklı suç tiplerini gündeme getirebilir.
Yani Yargıtay da tek başına “taşımaya” değil, kullanım şekline odaklanmaktadır.
Özellikle kadınlara yönelik şiddet olaylarının arttığı günümüzde, biber gazı taşıma konusu toplumsal bir güvenlik tartışmasına da dönüşmüştür.
Birçok kadın;
gece yürürken,
toplu taşımada,
iş çıkışında,
yalnız seyahat ederken
kendini güvende hissetmediği için savunma amaçlı biber gazı taşımaktadır.
Hukuk devleti açısından burada hassas denge şudur:
vatandaşın kendini koruma hakkı,
kamu düzeni ve güvenliği
birlikte korunmalıdır.
Çünkü insanlar bazen yalnızca korkudan biber gazı taşır.
Ve bazen bir toplumun en ağır problemi, insanların kendini güvende hissedememesidir.
Ceza hukukunda hiçbir olay tek cümleyle çözümlenmez.
Biber gazı olaylarında da;
olayın nerede geçtiği,
tarafların davranışları,
saldırının varlığı,
kamera kayıtları,
tanık anlatımları,
sağlık raporları,
savunmanın zorunlu olup olmadığı
tek tek değerlendirilir.
Bu nedenle her somut olay kendi şartları içinde incelenmektedir.
Biber gazı taşımak tek başına suç değildir.
Ancak hukuk burada niyete ve kullanım şekline bakar.
Meşru savunma amacıyla kullanılması başka,
saldırı amacıyla kullanılması başka,
tehdit amacıyla kullanılması ise tamamen başka sonuçlar doğurur.
Türk Ceza Hukuku’nun temel yaklaşımı şudur:
“Savunma hakkı vardır; ancak bu hak saldırıya dönüşemez.”
Bu nedenle biber gazı taşınması ve kullanılması konusunda;
meşru savunma sınırları,
ölçülülük ilkesi,
kullanım amacı,
somut olayın özellikleri
büyük önem taşımaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2019/24816 E., 2021/10733 K.