Ceza soruşturmasında “gizlilik” kavramı uygulamada zaman zaman, mağdur veya şikâyetçinin soruşturma dosyasından tamamen dışlanabileceği şeklinde yorumlanmaktadır.
Oysa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153 ve 234. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde bu yaklaşımın isabetli olmadığı görülmektedir.
CMK m.153 dosyanın incelenmesi ve bu yetkinin hangi şartlarda kısıtlanabileceğini düzenlerken; CMK m.234 doğrudan mağdur ve şikâyetçinin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki haklarını güvence altına almaktadır.
Dolayısıyla “soruşturma gizlidir” veya “dosyada kısıtlılık kararı bulunmaktadır” denilmesi, mağdur ve şikâyetçinin bütün usul haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Aksine kanun, soruşturmanın gizliliği ile mağdurun soruşturmaya etkili şekilde katılma hakkı arasında açık bir denge kurmuştur.
CMK m.234/1-a uyarınca mağdur ve şikâyetçinin soruşturma evresindeki hakları arasında;
delillerin toplanmasını istemek, soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği istemek, CMK m.153'e uygun olmak şartıyla vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini ve elkonulan veya muhafaza altına alınan eşyayı inceletmek ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmek
bulunmaktadır.
Üstelik CMK m.234/3 gereğince bu hakların mağdur ve şikâyetçiye anlatılıp açıklanması ve bunun tutanağa geçirilmesi zorunludur.
Bu düzenleme son derece önemlidir.
Çünkü mağdur ve şikâyetçi, ceza soruşturmasında savcılığa yalnızca bir dilekçe verip daha sonra soruşturmanın sonucunu beklemek zorunda bulunan pasif kişiler değildir.
Kanun onlara soruşturmanın yürütülüşüne hukuken etkide bulunabilecek somut yetkiler tanımaktadır.
Kanaatimizce CMK m.153 ile m.234 arasındaki ilişkinin en önemli sonuçlarından biri budur.
CMK m.153/2 kapsamında verilen bir kısıtlılık kararı esas itibarıyla dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisine ilişkindir. Nitekim CMK m.153/2, bu yetkinin soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek olması halinde ve yalnız kanunda sayılan suçlarda hâkim kararıyla kısıtlanabileceğini düzenlemektedir.
Buna karşılık CMK m.234/1-a-1 mağdur ve şikâyetçiye ayrıca ve açıkça:
“Delillerin toplanmasını isteme”
hakkı vermektedir.
Dolayısıyla dosyada kısıtlılık kararı bulunması;
müştekinin yeni delil sunmasına,
tanık bildirmesine,
kamera görüntülerinin getirtilmesini istemesine,
banka kayıtlarının celbini talep etmesine,
HTS veya dijital kayıtların araştırılmasını istemesine,
bilirkişi incelemesi talep etmesine,
başka bir kurumdan belge getirtilmesini istemesine
kendiliğinden engel değildir.
Bu ayrım uygulamada son derece değerlidir.
Kısıtlılık kararı, soruşturmayı müştekiye karşı “kilitleyen” bir karar değildir. Kısıtlama, şartları oluşmuşsa dosyadaki belirli bilgilere erişimi sınırlar; mağdur ve şikâyetçinin CMK m.234'ten doğan bütün soruşturma haklarını yok etmez.
Burada önceki makaleye mutlaka eklememiz gereken ikinci önemli husus bulunmaktadır.
Dosya inceleme hakkı ile belge örneği isteme hakkı aynı şey değildir.
CMK m.234/1-a-2 mağdur ve şikâyetçiye doğrudan;
“Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme”
hakkı tanımaktadır.
Dolayısıyla mağdur veya şikâyetçinin her durumda yalnızca avukatı aracılığıyla belge alabileceği şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Kanun burada hakkı doğrudan mağdur ve şikâyetçiye tanımaktadır.
Elbette bunun sınırı da hükmün içinde gösterilmiştir: Belgenin verilmesi soruşturmanın gizliliğini ve amacını bozmamalıdır.
Bu nedenle savcılık somut bir belgenin verilmesinin soruşturmayı tehlikeye düşüreceği kanaatindeyse bunu değerlendirebilir; ancak “soruşturma gizlidir, hiçbir belge verilemez” şeklindeki kategorik yaklaşım CMK m.234'ün açık düzenlemesi karşısında tartışmalıdır.
Burada CMK m.153 ve m.234 adeta birbirine kenetlenmektedir.
CMK m.234/1-a-4 mağdur ve şikâyetçinin, CMK m.153'e uygun olmak koşuluyla vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini ve elkonulan/muhafaza altına alınan eşyayı inceletebileceğini düzenlemektedir.
CMK m.153/5 ise:
“Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.”
hükmünü içermektedir.
Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde vekilin dosyaya erişim hakkının tali veya savcılığın takdirine bırakılmış bir kolaylık olmadığı; doğrudan kanundan kaynaklanan bir ceza muhakemesi hakkı olduğu görülmektedir.
Birinci alan: Mağdur ve şikâyetçinin bizzat kullanabileceği haklar.
Delil toplanmasını istemek ve soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla savcıdan belge örneği istemek bunların başında gelir.
İkinci alan: Vekil aracılığıyla kullanılan dosya inceleme hakkı.
CMK m.234/1-a-4 bunu açıkça CMK m.153'e bağlamıştır.
Üçüncü alan: Kısıtlılık kararının hukuki sınırları.
CMK m.153/2 gereğince inceleme hakkının kısıtlanması ancak soruşturmanın amacının tehlikeye düşmesi ihtimali bulunması, Cumhuriyet savcısının talepte bulunması, hâkimin karar vermesi ve soruşturmanın maddede sınırlı olarak sayılan suçlardan birine ilişkin olması halinde mümkündür.
Bu sistem içerisinde “gizlilik” bütün hakları yutan genel bir kavram değildir.
İşte makalenin pratik açıdan en değerli bölümü bence burası olmalı.
Bir müşteki veya mağdur vekili, soruşturma dosyasında CMK m.153 kapsamında kısıtlılık kararı bulunduğunu öğrendiğinde yalnızca kararın kaldırılmasını beklemek zorunda değildir.
Kısıtlılık devam ederken dahi CMK m.234 kapsamında;
yeni delil sunabilir, delil toplanmasını isteyebilir, tanık bildirebilir, belirli kurum kayıtlarının celbini talep edebilir, bilirkişi incelemesi isteyebilir, soruşturmanın genişletilmesini talep edebilir ve soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmayan belgelerin örneğinin kendisine verilmesini isteyebilir.
Ayrıca vekili aracılığıyla kısıtlılık kararının kapsamı dışında kalan belgelerin incelenmesini talep edebilir.
Dolayısıyla kısıtlılık kararının varlığı, mağdur tarafın soruşturmayı takip etmekten vazgeçmesini gerektiren bir durum değildir.
Tam tersine, CMK m.234 mağdur ve şikâyetçiye soruşturma devam ederken kullanabileceği bağımsız usul araçları sağlamaktadır.
CMK m.234/1-a-5 mağdur ve şikâyetçiye Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığı kararına kanunda belirtilen usule göre itiraz etme hakkı vermektedir.
Burada önemli bir mantıksal bağlantı vardır.
Kişiye KYOK kararına itiraz hakkı tanıyıp, aynı kişiyi soruşturmanın bütün içeriğinden tamamen ve ölçüsüz biçimde habersiz bırakmak etkili başvuru hakkının kullanılmasını güçleştirebilir.
Çünkü müşteki;
hangi tanığın dinlendiğini,
hangi delilin toplanmadığını,
hangi bilirkişi raporunun esas alındığını,
hangi banka veya kamera kaydının araştırılmadığını
bilmiyorsa, soruşturmanın eksikliklerini ortaya koyması da güçleşecektir.
Bu nedenle CMK m.153 kapsamındaki kısıtlamanın gerekliliği ve kapsamı değerlendirilirken, CMK m.234 ile tanınan KYOK'a etkili biçimde itiraz edebilme hakkının da göz önünde tutulması gerekir.
Uygulamada yaygın şekilde “gizlilik kararı” denilmektedir. Ancak teknik olarak iki farklı kurum vardır.
CMK m.157'deki soruşturmanın gizliliği, soruşturma evresinin kanundan doğan genel özelliğidir.
CMK m.153/2'deki kısıtlılık kararı ise müdafi ve CMK m.153/5 nedeniyle suçtan zarar gören vekilinin dosya inceleme/örnek alma yetkisinin belirli şartlarla sınırlandırılmasıdır.
CMK m.234 ise mağdur ve şikâyetçinin bu ortamda dahi sahip olduğu soruşturma haklarını ayrıca düzenlemektedir.
Bu üç hüküm birlikte okunmadan sağlıklı sonuca ulaşmak mümkün değildir.
CMK'nın sistemi mağdur veya şikâyetçiye:
“Şikâyetini yap ve sonucu bekle.”
dememektedir.
Tam tersine CMK m.234;
delil toplanmasını isteme,
belge örneği talep etme,
vekil aracılığıyla dosyayı inceletme
ve KYOK kararına itiraz etme
haklarını açıkça tanımaktadır.
CMK m.153 ise dosya inceleme hakkının kapsamını ve istisnai olarak hangi şartlarda sınırlandırılabileceğini belirlemekte; aynı maddenin beşinci fıkrası bu haklardan suçtan zarar gören vekilinin de yararlanacağını açıkça hükme bağlamaktadır.
Bu nedenle soruşturma dosyasında kısıtlılık kararı bulunması;
müştekinin delil sunma hakkını, delil toplanmasını isteme hakkını, soruşturmanın genişletilmesini talep etme hakkını ve soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmayan belgelerden örnek isteme hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Kısıtlılık, soruşturmayı koruyan bir tedbirdir; mağdurun haklarını ortadan kaldıran bir usul perdesi değildir.
Av. Onur Küçükyetim
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. CMK m.153 ve m.234 kapsamında soruşturma dosyasını inceleme hakkı, kısıtlılık kararı ile mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören ve vekilinin hakları; her soruşturmanın niteliği, isnat edilen suç, kısıtlılık kararının kapsamı ve gerekçesi, soruşturmanın bulunduğu aşama ve somut olayın özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.