Boşanma davalarında en çok tartışılan konulardan biri şudur:
“Asgari ücretle çalışan eş yine de yoksulluk nafakası alabilir mi?”
Toplumda yaygın kanaat çoğu zaman şu yöndedir:
“Kadın çalışsa bile nafaka alır.”
Ancak Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay uygulaması bu meseleyi çok daha teknik ve somut kriterlerle değerlendirmektedir.
Yargıtay’a göre;
düzenli geliri bulunan,
sigortalı çalışan,
ekonomik olarak tamamen desteksiz kalmayacak durumda olan
eşin, sırf boşanıyor olması nedeniyle otomatik şekilde yoksulluk nafakası alacağı söylenemez.
Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2016 tarihli, 2015/18663 E., 2016/10813 K. sayılı kararı bu konuda oldukça önemli bir emsal niteliğindedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre;
boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka talep edebilir.
Ancak burada kritik ifade şudur:
“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olma.”
Yani nafaka otomatik bir hak değildir.
Mahkeme;
tarafların gelir durumunu,
çalışma hayatını,
ekonomik koşullarını,
yaşam standartlarını,
sosyal durumlarını
ayrıntılı şekilde değerlendirmek zorundadır.
Karara konu olayda;
kadın taraf özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışmaktadır,
düzenli ve sürekli gelir elde etmektedir,
sigortalı çalışan durumundadır.
Erkek taraf ise özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta ve yaklaşık aynı seviyede gelir elde etmektedir.
Yerel mahkeme;
“Kadının çalışıyor olması nafaka verilmesine engel değildir.”
gerekçesiyle kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmetmiştir.
Ancak dosya Yargıtay incelemesine gitmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi çok net bir değerlendirme yapmıştır:
Düzenli ve sürekli geliri bulunan, tarafların ekonomik seviyeleri birbirine yakın olan kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği söylenemez.
Kararda özellikle şu hususlar vurgulanmıştır:
kadın sigortalı şekilde çalışmaktadır,
düzenli gelir elde etmektedir,
gelir seviyesi asgari ücret düzeyindedir,
erkek tarafın geliri de benzer düzeydedir,
taraflar arasında ciddi ekonomik uçurum bulunmamaktadır.
Bu nedenle Yargıtay;
kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.
Hayır.
Bu konu uygulamada çok yanlış anlaşılmaktadır.
Yargıtay’ın yaklaşımı:
“Çalışan eş hiçbir zaman nafaka alamaz.”
şeklinde değildir.
Asıl mesele şudur:
Çalışan eş boşanma nedeniyle gerçekten yoksulluğa düşecek mi?
Bazı durumlarda;
asgari ücretle çalışılması,
ağır ekonomik yükler,
çocukların bakım sorumluluğu,
sağlık problemleri,
ciddi gelir farkı
sebebiyle çalışan eş lehine yine nafaka hükmedilebilir.
Ancak tarafların gelirleri birbirine yakınsa ve nafaka isteyen tarafın düzenli geliri varsa, Yargıtay çoğu zaman yoksulluk nafakası şartlarının oluşmadığını kabul etmektedir.
Yargıtay’ın temel yaklaşımı şudur:
Nafaka, gelir eşitleme sistemi değildir.
Yoksulluk nafakasının amacı;
boşanma nedeniyle ekonomik olarak tamamen güçsüz hale düşecek tarafı korumaktır.
Dolayısıyla mahkemeler;
yalnızca maaşın varlığına değil,
gelirin yeterliliğine,
tarafların yaşam koşullarına,
ekonomik gerçekliğe
bakmaktadır.
Ancak düzenli, sürekli ve tarafların seviyesine yakın gelir mevcutsa;
nafaka talebi reddedilebilmektedir.
Evet.
Türk hukukunda yoksulluk nafakası yalnızca kadınlara özgü değildir.
Şartları oluşursa erkek eş de nafaka talep edebilir.
Kanun burada cinsiyete değil;
ekonomik duruma,
yoksulluğa düşme riskine,
kusur durumuna
bakmaktadır.
Ancak uygulamada sosyoekonomik yapı nedeniyle nafaka taleplerinin büyük çoğunluğu kadınlar tarafından ileri sürülmektedir.
Mahkemeler genellikle:
SGK kayıtları,
maaş bordroları,
banka hesapları,
taşınmaz kayıtları,
araç kayıtları,
yaşam standardı,
fiili gelir düzeyi,
sosyal inceleme raporları
gibi birçok unsuru birlikte değerlendirir.
Çünkü bazı durumlarda resmi gelir düşük görünse bile fiili ekonomik durum çok farklı olabilmektedir.
Türkiye’de nafaka tartışmalarının merkezinde çoğu zaman “süresiz nafaka” konusu bulunmaktadır.
Ancak unutulmaması gereken önemli nokta şudur:
Mahkeme önce TMK m.175 koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirir.
Yani ilk soru:
“Nafaka gerçekten gerekli mi?”
sorusudur.
Yargıtay’ın bu kararı da tam olarak bu noktada önem kazanmaktadır.
Çünkü karar, yalnızca “çalışıyor olmak” değil;
gelir dengesi,
ekonomik yeterlilik,
gerçek yoksulluk riski
üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini göstermektedir.
Boşanma davalarında yoksulluk nafakası otomatik şekilde hükmedilen bir ödeme değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun aradığı temel şart:
“Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olma” şartıdır.
Yargıtay’ın güncel ve yerleşik yaklaşımına göre;
düzenli geliri bulunan,
sigortalı çalışan,
ekonomik olarak tamamen desteksiz kalmayacak durumda olan
eş lehine her durumda yoksulluk nafakasına hükmedilemez.
Özellikle tarafların gelir seviyeleri birbirine yakınsa;
nafaka talebi reddedilebilmektedir.
Çünkü hukuk şunu kabul eder:
Nafakanın amacı taraflardan birini ekonomik üstünlüğe taşımak değil, gerçek anlamda yoksulluğa düşeni korumaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.06.2016 T., 2015/18663 E., 2016/10813 K.