Trafik kazasından sonra bazen asıl problem çarpışma değil, tutanak olur.
Çünkü bir trafik kazasında düzenlenen kaza tespit tutanağı;
sigorta ödemelerini,
kusur oranlarını,
tazminat davalarını,
değer kaybı taleplerini,
ceza soruşturmalarını
doğrudan etkileyebilmektedir.
Ve çoğu zaman taraflardan biri şu cümleyi kurar:
“Tutanakta kusur bana yanlış yazılmış.”
Peki böyle bir durumda ne yapılabilir?
Kaza tespit tutanağına itiraz mümkün müdür?
Görevli mahkeme hangisidir?
Uygulamada uzun yıllar tartışılan bu konuda Yargıtay’ın yeni tarihli önemli bir kararı bulunmaktadır.
Trafik kazası sonrası;
trafik polisi,
jandarma,
veya bazı durumlarda taraflarca
düzenlenen belgeye “trafik kazası tespit tutanağı” denilmektedir.
Bu tutanakta genellikle;
kazanın oluş şekli,
araçların konumu,
sürücü beyanları,
trafik ihlalleri,
kusur değerlendirmeleri
yer almaktadır.
Her ne kadar bu tutanak kesin hüküm niteliğinde olmasa da, uygulamada sigorta şirketleri ve mahkemeler açısından oldukça güçlü bir delil niteliği taşımaktadır.
İşte bu nedenle hatalı düzenlenen bir tutanak ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.
Evet.
Eğer tutanak;
gerçeği yansıtmıyorsa,
kusur yanlış belirlenmişse,
olay eksik değerlendirilmişse,
teknik hata içeriyorsa,
sürücü beyanları dikkate alınmamışsa
itiraz mümkündür.
Ancak uygulamada asıl sorun uzun süre şu noktada yaşanmıştır:
“Bu itiraz hangi mahkemede yapılacak?”
Çünkü bazı mahkemeler Sulh Ceza Hakimliği’nin görevli olduğunu düşünürken, bazıları Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu kabul etmekteydi.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin
09.12.2024 tarihli,
2024/5427 E., 2024/9718 K. sayılı kararında bu tartışmaya önemli ölçüde açıklık getirilmiştir.
Kararda açıkça şu sonuca ulaşılmıştır:
“Trafik kazası tespit tutanağının iptaline ilişkin davalar Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanındadır.”
Yargıtay’a göre;
maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının iptali ve düzeltilmesi talepleri, niteliği itibarıyla bir “tespit davasıdır.”
Dolayısıyla uyuşmazlığın çözüm yeri Sulh Ceza Hakimliği değil, Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.
Karara konu olayda;
Ankara Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının iptali talep edilmiştir.
Ancak süreçte iki farklı mahkeme farklı değerlendirme yapmıştır:
Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı vermiş,
Sulh Ceza Hakimliği de kendisinin görevli olmadığını belirtmiştir.
Ortaya klasik bir “görev uyuşmazlığı” çıkmıştır.
Bunun üzerine dosya Yargıtay’a taşınmış ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesi;
uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğine kesin olarak karar vermiştir.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri budur.
Birçok kişi;
trafik tutanağına itiraz denildiğinde doğrudan Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurulması gerektiğini düşünmektedir.
Oysa Yargıtay kararına göre;
buradaki uyuşmazlık bir idari para cezası itirazı değildir.
Asıl mesele;
kusur tespitinin,
kazanın oluş şeklinin,
teknik değerlendirmenin
hukuken düzeltilmesidir.
Bu nedenle dava, HMK kapsamında bir “tespit davası” niteliği taşımaktadır.
Çünkü bir tutanak bazen dosyanın kaderini belirler.
Özellikle;
sigorta şirketleri,
değer kaybı başvuruları,
araç mahrumiyet bedeli talepleri,
maddi tazminat davaları,
ceza soruşturmaları
çoğu zaman ilk olarak kaza tespit tutanağına bakmaktadır.
Yanlış düzenlenen bir kusur oranı;
tazminat kaybına,
sigorta ödemesinin reddine,
mağduriyetin büyümesine
neden olabilmektedir.
Bu yüzden hukuken hatalı olduğu düşünülen tutanaklara karşı zamanında ve doğru yargı yolunda başvuru yapılması büyük önem taşır.
Kaza tespit tutanağına itiraz davalarında;
kamera kayıtları,
araç içi kamera görüntüleri,
MOBESE kayıtları,
bilirkişi incelemesi,
tanık anlatımları,
ekspertiz raporları,
olay yeri fotoğrafları,
fren izi incelemeleri,
teknik raporlar
önemli delil niteliği taşımaktadır.
Özellikle araç kamerası kayıtları, son yıllarda bu tür davalarda belirleyici hale gelmiştir.
Çünkü bazen birkaç saniyelik görüntü, sayfalarca tutanaktan daha güçlü konuşur.
Kusur oranı;
trafik sigortası ödemelerini,
kasko işlemlerini,
rücu süreçlerini,
değer kaybı hesaplarını
doğrudan etkilediği için, yanlış düzenlenen tutanak ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir.
Örneğin;
%100 kusurlu gösterilen bir sürücü;
değer kaybı talep edemeyebilir,
tazminat hakkını kaybedebilir,
sigorta prim artışıyla karşılaşabilir.
Bu nedenle tutanak yalnızca “bir form” değildir.
Bazen milyonluk uyuşmazlıkların başlangıç noktasıdır.
Trafik kazası tespit tutanakları kesin hüküm değildir.
Eğer tutanak;
gerçeği yansıtmıyorsa,
kusur hatalı belirlenmişse,
teknik değerlendirme yanlış yapılmışsa
hukuki itiraz mümkündür.
Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre ise;
bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.
Hukuk burada önemli bir ilkeyi korumaktadır:
“Bir kişinin kusuru, hatalı bir tutanakla kesinleşmiş sayılamaz.”
Çünkü adalet bazen yalnızca kazayı değil, kazayı anlatan belgeyi de sorgular.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 09.12.2024 T., 2024/5427 E., 2024/9718 K.