Kusur Sonucunu Belirlemek Bilirkişinin Değil Hakimin Görevidir

Kusur Sonucunu Belirlemek Bilirkişinin Değil, Hâkimin Görevidir

Ceza ve Hukuk Yargılamasında “Kusur” Meselesinin En Kritik Noktası

Uygulamada en sık karşılaşılan yanlışlardan biri şudur:

Dosya bilirkişiye gider.
Rapor gelir.
Ve sanki artık hüküm verilmiş gibi davranılır.

Özellikle trafik kazalarında, iş kazalarında, hekim sorumluluğunda, eser sözleşmelerinde ve tazminat davalarında bilirkişi raporlarının çoğu zaman “nihai karar” gibi algılandığı görülmektedir.

Oysa hukuk sistemimizde çok temel bir ilke vardır:

- Kusurun nihai değerlendirmesi bilirkişinin değil, hâkimin görevidir.

Bilirkişi;

  • teknik açıklama yapabilir,

  • olayın bilimsel yönünü inceleyebilir,

  • uzmanlık gerektiren hususlarda görüş bildirebilir.

Ancak:

“Kim kusurludur?”
“Ne oranda kusurludur?”
“Bu kusurun hukuki sonucu nedir?”

sorularının nihai cevabı hâkime aittir.

Çünkü kusur yalnızca teknik değil; aynı zamanda hukuki bir değerlendirmedir.


Bilirkişi Hâkimin Yerine Geçemez

6100 sayılı HMK ve 5271 sayılı CMK sistematiğinde bilirkişinin rolü açıkça sınırlıdır.

Bilirkişi:

- özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda görüş sunar.

Ancak:

- hukuki nitelendirme yapamaz.

Nitekim HMK m.266 da bilirkişiliği:

“Çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâller”

olarak sınırlandırmıştır.

Bu yüzden;

  • kusurun varlığı,

  • hukuki sorumluluğun doğup doğmadığı,

  • illiyet bağının hukuki sonucu,

  • tazmin yükümlülüğü,

  • asli veya tali kusurun etkisi

doğrudan hâkimin değerlendirme alanındadır.


Trafik Kazalarında Çok Sık Yapılan Hata

Özellikle trafik kazalarında uygulamada şu cümle çok sık duyulur:

“Bilirkişi yüzde 100 kusurlu demiş.”

Oysa bilirkişi raporu:

- yalnızca teknik değerlendirmedir.

Mahkeme;

  • olayın oluşunu,

  • tanık anlatımlarını,

  • kamera kayıtlarını,

  • fren izi analizlerini,

  • yol durumunu,

  • sürücü davranışlarını,

  • hukuki yükümlülükleri

birlikte değerlendirerek kendi vicdani kanaatine ulaşmak zorundadır.

Yargıtay da birçok kararında açıkça şu ilkeyi vurgulamaktadır:

“Kusur oranı belirlemek hakimin görevidir; bilirkişi raporu hakimi bağlamaz.”

Çünkü aksi halde yargılama yetkisi fiilen bilirkişiye devredilmiş olur.

Ve hukuk devletinde:

- hükmü bilirkişi değil, mahkeme kurar.


Ceza Davalarında Kusur Daha da Kritik Bir Konudur

Ceza yargılamasında kusur konusu çok daha hassastır.

Özellikle:

  • taksirle yaralama,

  • taksirle öldürme,

  • iş kazaları,

  • trafik kazaları,

  • doktor hataları

gibi dosyalarda bilirkişi raporları çoğu zaman dosyanın merkezine oturmaktadır.

Ancak ceza hukukunda:

- kusur = cezai sorumluluk alanıdır.

Ve cezai sorumluluğun belirlenmesi doğrudan hâkimin anayasal görevidir.

Bilirkişi:

  • teknik ihlali açıklayabilir,

  • standart sapmasını değerlendirebilir,

  • reaksiyon süresi hesaplayabilir,

  • teknik eksiklikleri gösterebilir.

Ama:

“Sanık cezai anlamda kusurludur”

şeklinde bağlayıcı sonuç kuramaz.

Çünkü bu değerlendirme:

  • kast,

  • taksir,

  • öngörülebilirlik,

  • dikkat ve özen yükümlülüğü,

  • norm ihlali

gibi hukuki kavramlarla ilgilidir.

Ve bunlar hâkimin alanıdır.

Savcılık da Kusur Sonucunu Takdir Edemez

Bu noktada çok önemli bir başka hususun da altını çizmek gerekir:

- Kusurun nihai değerlendirmesi yalnızca bilirkişiye değil, savcılığa da ait değildir.

Uygulamada özellikle trafik kazaları, iş kazaları ve taksirle yaralama/öldürme dosyalarında bazen Cumhuriyet savcılıklarının;

  • bilirkişi raporundaki kusur oranına dayanarak,

  • “şüphelinin kusursuz olduğu”,

  • “kusurun bulunmadığı”

gerekçesiyle doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği görülmektedir.

Oysa ceza muhakemesinde:

kusurun hukuki takdiri yalnızca mahkemeye, yani hâkime aittir.

Çünkü:

  • bilirkişi teknik görüş sunar,

  • savcılık soruşturma yürütür,

  • fakat kusurun hukuki sonucunu belirleme yetkisi bağımsız yargı makamınındır.

Savcılık elbette:

  • delilleri toplar,

  • teknik raporları değerlendirir,

  • yeterli şüphe bulunup bulunmadığını inceler.

Ancak:

- “kusur vardır/yoktur” şeklinde kesin ve nihai hukuki değerlendirme yaparak mahkemenin takdir alanına müdahale edemez.

Özellikle:

  • çelişkili delillerin bulunduğu,

  • teknik değerlendirmenin tartışmalı olduğu,

  • farklı yorumlara açık kusur ihtimallerinin mevcut olduğu

dosyalarda;

“kusur yoktur”

gerekçesiyle soruşturmanın kapatılması,

ceza muhakemesinin temel sistematiği bakımından ciddi tartışmalar doğurmaktadır.

Çünkü:

- Kusur değerlendirmesi yalnızca teknik değil, aynı zamanda hukuki ve vicdani bir değerlendirmedir.

Ve hukuk devletinde bu yetki:

ne bilirkişiye,
ne savcılığa,
yalnızca bağımsız mahkemeye aittir.


Bilirkişi Raporları Neden Tartışılmaz “Hakikat” Gibi Görülüyor?

Uygulamada çoğu zaman bilirkişi raporları:

  • teknik dil içerdiği,

  • uzman görüşü taşıdığı,

  • akademik görünüm sunduğu

için tartışılmaz gerçek gibi kabul edilmektedir.

Oysa bilirkişi raporları da:

- eleştirilebilir, denetlenebilir ve itiraz edilebilir delillerdir.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre;

  • çelişkili,

  • gerekçesiz,

  • denetime elverişsiz,

  • eksik incelemeye dayalı

bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.

Mahkeme gerektiğinde:

  • ek rapor,

  • yeni heyet,

  • farklı uzmanlık incelemesi

almak zorundadır.

Çünkü amaç bilirkişiyi onaylamak değil;

maddi gerçeğe ulaşmaktır.


Hâkim Bilirkişi Raporuna Aykırı Karar Verebilir mi?

Evet.

Hem de tamamen verebilir.

Çünkü bilirkişi raporu:

- takdiri delildir.

Yani hâkim;

  • raporu kabul edebilir,

  • kısmen benimseyebilir,

  • tamamen reddedebilir.

Ancak bunu gerekçelendirmek zorundadır.

Özellikle:

  • olayın diğer delilleri,

  • tanık anlatımları,

  • görüntüler,

  • resmi kayıtlar,

  • hayatın olağan akışı

bilirkişi raporuyla çelişiyorsa;

mahkeme rapora rağmen farklı sonuca ulaşabilir.


“Teknik Kusur” ile “Hukuki Kusur” Aynı Şey Değildir

Bu ayrım çok önemlidir.

Bir kişi teknik olarak hata yapmış olabilir.

Ama bu hata her zaman hukuki sorumluluk doğurmaz.

Örneğin:

  • kaçınılmazlık,

  • mücbir sebep,

  • üçüncü kişinin ağır kusuru,

  • mağdurun tam kusuru,

  • öngörülemezlik

durumlarında teknik ihlal olsa bile hukuki kusur oluşmayabilir.

Tam tersine;

bazı durumlarda teknik olarak küçük görünen ihlal, hukuken ağır sonuç doğurabilir.

İşte bu dengeyi kuracak makam:

- bilirkişi değil, hâkimdir.


Yargı Yetkisi Bilirkişiye Devredilemez

Anayasa’ya göre yargı yetkisi:

- Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Bu yüzden:

  • mahkeme yerine bilirkişinin hüküm kurması,

  • kusur sonucunun otomatik kabul edilmesi,

  • raporun sorgulanmadan benimsenmesi

hukuken ciddi sakıncalar doğurur.

Çünkü bilirkişi:

yardımcı unsurdur.

Karar merci değildir.


Sonuç

Modern yargılamada bilirkişilik kurumu son derece önemlidir.

Ancak bilirkişilik:

- yargılama yetkisinin devri anlamına gelmez.

Kusur;

  • yalnızca teknik değil,

  • aynı zamanda hukuki,

  • vicdani,

  • normatif

bir değerlendirmedir.

Bu nedenle:

“Kim kusurlu?” sorusunun nihai cevabını bilirkişi değil, hâkim verir.

Aksi hâlde mahkeme salonları adalet dağıtan yer olmaktan çıkar;

bilirkişi raporlarının onay makamına dönüşür.

Oysa hukuk devletinde son sözü:

- rapor değil, mahkeme söyler.

KAYNAKLAR

  1. 1982 Anayasası

    • m.9 (Yargı Yetkisi)

    • m.36 (Adil Yargılanma Hakkı)

    • m.138 (Mahkemelerin Bağımsızlığı)

  2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

    • m.160

    • m.170

    • m.172

    • m.217

  3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

    • m.266 ve devamı (Bilirkişilik)

  4. Prof. Dr. Bahri Öztürk – Prof. Dr. Durmuş Tezcan – Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem vd.,
    Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık.

  5. Prof. Dr. Nur Centel – Prof. Dr. Hamide Zafer,
    Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları.

  6. Prof. Dr. Yener Ünver – Prof. Dr. Hakan Hakeri,
    Ceza Muhakemesi Hukuku, Adalet Yayınevi.

  7. Prof. Dr. Ahmet Gökcen – Murat Balcı – Mehmet Emin Alşahin – Kerim Çakır,
    Ceza Muhakemesi Hukuku, Adalet Yayınevi.

  8. Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez vd.,
    Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, On İki Levha Yayıncılık.

  9. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları

    • “Kusur değerlendirmesinin hâkime ait olduğu” yönündeki yerleşik içtihatlar.

  10. Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararları

  • Trafik kazalarında bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağına ilişkin içtihatlar.

  1. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi kararları

  • İş kazalarında kusur oranlarının mahkemece serbestçe değerlendirileceğine ilişkin kararlar.

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

  • m.6 (Adil Yargılanma Hakkı)

  1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları

  • Adil yargılanma, bağımsız mahkeme ve vicdani kanaat ilkelerine ilişkin kararlar.

https://onurkucukyetim.av.tr/