İkinci el araç piyasasında en çok duyulan cümlelerden biri şudur:
“Abi eksper göster, tramer sorgula, sonra mağdur olma.”
Peki hukuk gerçekten bütün yükü alıcının omzuna mı yüklüyor?
Bir araç satın alan kişinin;
sigorta kayıtlarını araştırma,
Tramer sorgusu yapma,
SMS ile hasar kaydı öğrenme,
tüm geçmiş kazaları inceleme
zorunluluğu var mı?
Yargıtay’ın cevabı oldukça net:
Hayır.
Üstelik Yargıtay’a göre; satıcı, araçtaki ayıbı bilmese bile hukuken sorumlu olabilir.
Bir aracın dışarıdan normal görünmesine rağmen;
pert kayıtlı olması,
ağır hasarlı olması,
şasi işlem görmüş olması,
önemli bir kazaya karışmış olması,
güvenlik açısından ciddi işlem görmesi
gibi durumlar “gizli ayıp” niteliğinde değerlendirilebilir.
Çünkü bu tür ayıplar çoğu zaman aracın normal incelemesiyle hemen anlaşılmaz.
Özellikle;
boyalı parçaların gizlenmesi,
ağır hasarın profesyonel şekilde toparlanması,
kayıtların alıcıya açıklanmaması
durumlarında alıcı sonradan ciddi mağduriyet yaşayabilmektedir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin
15.10.2019 tarihli,
2016/25749 E., 2019/9913 K. sayılı kararı bu konuda oldukça önemli bir emsal niteliğindedir.
Karara konu olayda;
davacı, internet üzerinden satın aldığı aracın sonradan pert/ağır hasarlı olduğunu öğrenmiş ve satış sözleşmesinin feshi ile ödediği bedelin iadesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi ise dikkat çekici bir gerekçeyle davayı reddetmiştir:
“Alıcı basit bir araştırma yaparak tramer kayıtlarına ulaşabilirdi.”
Mahkeme, alıcının SMS ile Tramer sorgusu yapabileceğini ve bunu yapmamasının kendi kusuru olduğunu değerlendirmiştir.
Ancak Yargıtay bu yaklaşımı açıkça hukuka aykırı bulmuştur.
Yargıtay kararında çok net ifadeler kullanmıştır:
“Davacının satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğünce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, Tramer kayıtlarını inceleme ve Tramer’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü yoktur.”
Bu tespit son derece önemlidir.
Çünkü uygulamada birçok satıcı ve hatta bazı ekspertiz süreçlerinde;
“Alıcı araştırmalıydı.”
savunması yapılmaktadır.
Yargıtay ise burada dengeyi açıkça kurmuştur:
Araştırma yapmamış olmak, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Evet.
Kararın en önemli yönlerinden biri de budur.
Yargıtay’a göre;
satıcı araçtaki ayıbı bilmese bile, ayıptan sorumlu olabilir.
Bu yaklaşım Türk Borçlar Kanunu’nun “ayıba karşı tekeffül” hükümlerine dayanmaktadır.
TBK m.219 ve devamı maddelerine göre;
satıcı, satışa konu maldaki ayıplardan belirli şartlarda sorumludur.
Buradaki sorumluluk her zaman “kasten gizleme” şartına bağlı değildir.
Yani satıcının:
“Ben de bilmiyordum,”
“Önceki sahibinden öyle aldım,”
“Benim haberim yoktu”
şeklindeki savunmaları her zaman sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Çünkü pert veya ağır hasar kaydı;
aracın piyasa değerini,
güvenliğini,
satış kabiliyetini,
ekonomik değerini
doğrudan etkiler.
Bir araç dışarıdan kusursuz görünse bile;
geçmişte ağır hasarlı olması, şasi işlem görmesi veya ciddi güvenlik hasarı alması, alıcı açısından son derece önemli bir bilgidir.
Bu nedenle Yargıtay, pert kaydını “hukuki ayıp” kapsamında değerlendirmektedir.
Elbette alıcının tamamen pasif davranması da her durumda korunmaz.
Özellikle;
açıkça görülebilen ayıplar,
alıcının bilerek kabul ettiği durumlar,
ekspertiz raporunda belirtilen hususlar,
satış sözleşmesinde açıkça yazılı kayıtlar
farklı değerlendirilebilir.
Ancak Yargıtay’ın yaklaşımı şudur:
Alıcıdan profesyonel eksper gibi davranması beklenemez.
Yani sıradan bir tüketicinin;
tüm sigorta kayıtlarını araştırması,
gizli hasar geçmişini ortaya çıkarması,
tüm teknik kayıtları incelemesi
zorunlu değildir.
Eğer araçta gizli ayıp ortaya çıkarsa;
Türk Borçlar Kanunu kapsamında alıcı;
sözleşmenin feshi,
bedel indirimi,
ücretsiz onarım,
zararın tazmini
gibi haklarını kullanabilir.
Özellikle ağır hasar veya pert kayıtlarının gizlenmesi halinde;
araç bedelinin iadesi,
değer kaybı,
ekspertiz masrafları,
noter giderleri,
faiz talepleri
gündeme gelebilmektedir.
Özellikle;
ilan siteleri,
sosyal medya satışları,
galerici dışı bireysel satışlar
sebebiyle son yıllarda uyuşmazlıklar ciddi şekilde artmıştır.
Bazı araçlar;
“hatasız,”
“boyasız,”
“değişensiz”
olarak tanıtılmasına rağmen sonradan ağır hasarlı çıkabilmektedir.
Bu nedenle araç alım sürecinde;
ekspertiz raporu alınması,
noter öncesi detaylı inceleme yapılması,
satış ilanlarının saklanması,
yazışmaların korunması
oldukça önemlidir.
Çünkü bazen bir ekran görüntüsü, davanın en güçlü deliline dönüşebilir.
İkinci el araç satın alan kişi;
Tramer’e SMS atmak,
tüm sigorta kayıtlarını araştırmak,
aracın bütün geçmişini teknik olarak çözmek
zorunda değildir.
Yargıtay’ın açık yaklaşımı şudur:
“Satıcı, ayıpları bilmese bile ayıptan sorumludur.”
Çünkü hukuk, dürüstlük kuralını korur.
Bir araç satışı yalnızca metal ve motor devri değildir.
Aynı zamanda güven ilişkisidir.
Ve hukuk der ki:
“Güvenin bozulduğu yerde sorumluluk başlar.”