Bir davanın veya soruşturmanın uzun sürmesi, tek başına ve otomatik olarak tazminat alınacağı anlamına gelmez.
Ancak hukuk sistemimizde, ceza soruşturma ve kovuşturmaları ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi mümkündür.
6384 sayılı Kanunda 2024 yılında yapılan önemli değişiklikle, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişiler bakımından doğrudan Tazminat Komisyonuna müracaat yolu düzenlenmiştir. Kanunun güncel 2/3-a maddesi, bu nedenle Komisyona yapılan manevi tazminat taleplerini açıkça kapsamına almaktadır.
Ancak başvurunun süresi, yargılamanın niteliği ve somut olayın özellikleri önemlidir. Bu nedenle “Davam uzun sürdü, kesin tazminat alırım.” şeklinde bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
Tazminat Komisyonu, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren ve Kanunun görev alanına giren tazminat talepleri hakkında karar veren bir komisyondur.
Komisyon, Adalet Bakanlığının merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanınca atanan dokuz kişiden oluşmakta; gerektiğinde üç üyeli heyetler hâlinde çalışabilmektedir.
Dolayısıyla Komisyon bir mahkeme olmamakla birlikte, Kanunun kendisine verdiği görev kapsamında tazminat taleplerini inceleyip karara bağlayan özel bir hukuki mekanizmadır.
Burada önemli bir yanlış anlamayı önlemek gerekir:
Tazminat Komisyonu, meydana gelen her hak ihlali için başvurulabilecek genel bir tazminat makamı değildir.
Komisyon ancak 6384 sayılı Kanunun kapsamına giren müracaatlar hakkında inceleme yapabilir.
Güncel düzenleme bakımından özellikle iki başlık dikkat çekmektedir:
Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat talep edilebilir.
Bu kapsamda örneğin;
iş davaları, alacak ve tazminat davaları, aile hukukundan kaynaklanan davalar, idari davalar veya ceza soruşturması ve kovuşturmaları bakımından, somut olayın şartları oluşmuşsa makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülebilir.
Burada belirleyici olan yalnızca takvimde geçen yıl sayısı değildir.
Yargılamanın niteliği, karmaşıklığı, kaç dereceli olduğu, tarafların ve yargısal makamların süreç içerisindeki davranışları gibi hususlar somut olay özelinde değerlendirilir.
Nitekim daha önce sitemizde incelediğimiz gerçek bir dosyada Komisyon, 4 yıl 6 ay 26 gün süren iki dereceli bir iş yargılamasında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve başvurucu lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.
Bu örnek, her 4,5 yıllık davada 20.000 TL ödeneceği anlamına gelmez. Tazminat değerlendirmesi somut dosyaya göre yapılır.
2024 yılında yapılan değişikliklerle, CMK m.142/2 kapsamında koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin belirli istemler de Komisyonun görev alanına alınmıştır.
Ancak bu alan teknik bir ayrım içermektedir. Kanun, ağır ceza mahkemesinin görev alanında kalan istemlerin Komisyona yapılması hâlinde bunların ağır ceza mahkemesine gönderilmesini ayrıca düzenlemiştir.
Dolayısıyla özellikle koruma tedbirlerinden kaynaklanan tazminat taleplerinde, “Komisyona mı yoksa ağır ceza mahkemesine mi başvurulacağı” somut talebe göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Evet.
6384 sayılı Kanunun 5/A maddesindeki en önemli düzenlemelerden biri budur.
Kanuna göre makul sürede sonuçlandırılmadığı ileri sürülen;
soruşturma, kovuşturma veya yargılama devam ederken de Tazminat Komisyonuna müracaat edilebilir.
Dolayısıyla başvurabilmek için mutlaka davanın bitmesini beklemek gerektiği düşüncesi doğru değildir.
İşte en dikkat edilmesi gereken noktalardan biri budur.
6384 sayılı Kanunun 5/A maddesine göre makul sürede yargılanma iddiasına dayanan müracaat;
soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren BİR AY içinde yapılmalıdır.
Dolayısıyla:
“Davam yıllar önce bitti, şimdi öğrendim, ben de Tazminat Komisyonuna başvurayım.”
yaklaşımı çoğu durumda süre problemiyle karşılaşabilir.
Komisyon, başvurunun süresinde yapılmadığını tespit ederse müracaatı reddeder.
Kanun bunun için de istisnai bir düzenleme getirmiştir.
Haklı bir mazeret nedeniyle süresi içerisinde müracaat edemeyen kişi, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde, mazeretini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilir.
Makul sürede yargılanma iddiasıyla yapılacak başvuruda dilekçede;
açık kimlik ve adres, zarara uğranıldığı ileri sürülen işlem, zararın niteliği ve niceliği belirtilmeli ve bunlara ilişkin belgeler dilekçeye eklenmelidir.
Başvuru Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da yapılabilir. Bu durumda Cumhuriyet başsavcılığı evrakı Komisyona gönderir ve süre bakımından Cumhuriyet başsavcılığına yapılan müracaat tarihi esas alınır. Kanun ayrıca müracaatın elektronik ortamda yapılabilmesine de imkân tanımıştır.
Başvuru işlemleri harçtan, müracaatla ilgili düzenlenecek kâğıtlar ise damga vergisinden muaftır.
Eksiklik bulunması her durumda başvurunun doğrudan reddedileceği anlamına gelmez.
Kanuna göre Komisyon, sunulan bilgi ve belgeleri yetersiz görürse başvurucuya eksikliğin bir ay içerisinde tamamlanmasını bildirir.
Ancak verilen süre içerisinde eksiklik giderilmezse müracaat reddedilir.
Bu nedenle başvuru dilekçesinin yalnızca “Davam uzun sürdü, tazminat istiyorum.” şeklinde hazırlanması yerine, yargılama sürecinin tarihleri ve ihlal iddiasının dayanakları belgeleriyle ortaya konulmalıdır.
Bunun “3 yıl”, “5 yıl” veya “7 yıl” şeklinde herkese uygulanabilecek tek bir cevabı yoktur.
Makul süre değerlendirmesi yalnızca takvim hesabından ibaret değildir.
Örneğin çok taraflı ve teknik bilirkişi incelemeleri gerektiren karmaşık bir uyuşmazlıkla, hukuken basit ve süratle sonuçlandırılabilecek bir uyuşmazlığın aynı süre içerisinde sonuçlanması aynı şekilde değerlendirilmeyebilir.
Bu nedenle yalnızca “Davam beş yıldır sürüyor.” bilgisi, tazminat hakkının bulunduğunu kesin olarak söylemeye yeterli değildir.
Kanunda makul süre ihlali için;
“Her yıl için şu kadar TL ödenir.”
şeklinde sabit bir tarife bulunmamaktadır.
Komisyon, müracaatı değerlendirerek somut olayın özelliklerine göre tazminata hükmeder.
Bu nedenle internette görülen başka bir kişinin aldığı tazminat miktarından hareketle aynı miktarın başka bir dosyada da alınacağını söylemek mümkün değildir.
6384 sayılı Kanunun 6. maddesine göre Komisyon; diğer şartların yanında,
müracaatın süresinde yapılmadığını, müracaat edenin hukuki menfaatinin bulunmadığını veya müracaatın Kanunun kapsamına girmediğini tespit ederse başvuruyu reddeder.
Bu nedenle başvuru yapmadan önce özellikle üç soru sorulmalıdır:
Başvuru konusu gerçekten Komisyonun görev alanında mı? Başvuru süresi devam ediyor mu? Somut olayda ileri sürülebilecek bir hak ihlali mevcut mu?
Bu üç sorunun cevabı verilmeden yalnızca yargılamanın uzunluğuna bakılarak tazminat beklentisine girmek doğru değildir.
Evet.
Komisyon kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kanuna göre itiraz öncelikli işlerden sayılır ve üç ay içerisinde karara bağlanır. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Tazminata hükmedilmiş ve karara itiraz edilmeyecekse ise önceki yazımızda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere kararın kesinleştirilmesi ve ardından ödeme işlemlerinin yürütülmesi gerekir.
Kanun, hükmedilen tazminatın kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından ödeneceğini düzenlemektedir.
Tazminat Komisyonu, uzun süren yargılamalar nedeniyle ortaya çıkan makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin giderilmesi bakımından önemli bir iç hukuk mekanizmasıdır.
Ancak sistem, “uzun süren her dava için otomatik tazminat” sistemi değildir.
Özellikle başvurunun süresi, Komisyonun görev alanı, yargılamanın toplam süresi ve niteliği, başvurucunun süreç içerisindeki durumu ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Makul süre ihlali bakımından en kritik kural ise şudur:
Yargılama devam ederken başvuru mümkündür; yargılama kesin olarak sonuçlanmışsa, sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren başvuru için kural olarak yalnızca bir ay vardır.
Bu nedenle hak kaybı yaşamamak için “Bir ara başvururum.” yaklaşımı yerine, sürelerin dosya özelinde kontrol edilmesi gerekir.
Av. Onur Küçükyetim
Adana Barosu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her uzun yargılama tazminat hakkı doğurmadığı gibi, başvuru yolu ve süresi somut olayın niteliğine göre değişebilir.
Anahtar Kelimeler: Tazminat Komisyonu nedir, Tazminat Komisyonuna nasıl başvurulur, uzun süren dava tazminat, makul sürede yargılanma hakkı, Tazminat Komisyonu başvuru süresi, 6384 sayılı Kanun, uzun yargılama tazminatı, Tazminat Komisyonu bir aylık süre, Tazminat Komisyonu dilekçe örneği.
Devamını okuyun:
Tazminat Komisyonu Kararından Sonra Para Nasıl Alınır? – Kesinleşme, İtirazdan Feragat ve Ödeme Başvurusu