Trafik Kazalarında Kusur Nasıl Belirlenir

Trafik Kazalarında Kusur Nasıl Belirlenir? Bilirkişi Raporları, Kamera Kayıtları ve Kaza Rekonstrüksiyonunun Önemi

Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında çoğu zaman uyuşmazlığın merkezinde tek bir soru vardır:

Kazanın meydana gelmesinde kim, ne ölçüde kusurludur?

Bu soru basit görünse de cevap her zaman kaza tespit tutanağındaki bir işaretleme veya bilirkişinin yazdığı bir yüzde kadar basit değildir. Aynı trafik kazası hakkında farklı aşamalarda düzenlenen raporlarda bir sürücünün önce kusursuz, daha sonra %10 veya %15 tali kusurlu kabul edilmesi dahi mümkündür.

Özellikle kamera kaydının bulunduğu kazalarda artık yalnızca “kavşağa yaklaşırken yeterince yavaşlamadı” biçimindeki soyut değerlendirmelerle yetinilmemesi gerekir. Aracın hızı neydi? Diğer araç ne zaman görünür hale geldi? Sürücünün reaksiyon gösterebilmesi için kaç saniyesi ve kaç metresi vardı? Fren yapılsaydı kaza gerçekten önlenebilir miydi?

İşte burada klasik kusur değerlendirmesinin yanına önemli bir teknik yöntem daha eklenmektedir:

Kaza rekonstrüksiyonu.


1. Trafik Kazasında Kusur Oranı Neden Önemlidir?

Trafik kazasındaki kusur oranı yalnızca “kazayı kim yaptı?” sorusuna cevap vermez.

Kusur değerlendirmesi, trafik kazasından kaynaklanan;

  • sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı,

  • kazanç kaybı,

  • araç değer kaybı,

  • araç mahrumiyet zararı,

  • destekten yoksun kalma tazminatı,

  • tedavi ve diğer maddi zararlar

bakımından hükmedilecek tazminat miktarını doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle zarar gören sürücüye %10 veya %15 gibi görünüşte küçük bir kusur yüklenmesi, özellikle yüksek maluliyet veya destek zararlarının bulunduğu davalarda ciddi parasal sonuçlara yol açabilir.

Kusur oranı bu nedenle tahmine değil, mümkün olduğu ölçüde objektif ve denetlenebilir teknik verilere dayanmalıdır.


2. Kaza Tespit Tutanağındaki Kusur Değerlendirmesi Kesin midir?

Hayır.

Trafik kazası tespit tutanağı önemli bir delildir; ancak hukuk mahkemesinin kusur konusunda mutlaka bu tutanaktaki değerlendirmeyle bağlı olduğu söylenemez.

Mahkeme önündeki bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle;

kamera kayıtları, olay yeri krokisi, fotoğraflar, araçların hasar bölgeleri, çarpışma noktası, fren ve sürüklenme izleri, trafik işaretleri, yol geometrisi, tanık anlatımları, ceza dosyasında alınan raporlar ve gerektiğinde teknik bilirkişi incelemeleri

kusurun belirlenmesinde önem taşıyabilir.

Dolayısıyla “kaza tutanağında bana kusur verilmiş” denilerek dosyanın baştan kaybedildiği düşünülmemelidir.

Aynı şekilde tutanakta kusursuz gösterilmek de hukuk davasındaki sonucun kesin garantisi değildir.


3. Kavşağa Yaklaşan Her Sürücünün Hızını Azaltması Gerekir

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca sürücüler kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak ve hızlarını yol, görüş, hava ve trafik koşullarına uygun hale getirmek zorundadır. (Karayolları Genel Müdürlüğü)

Bu nedenle bilirkişi raporlarında sıklıkla şu gerekçeyle karşılaşılmaktadır:

“Sürücü kavşağa yaklaşırken hızını yeterince azaltmamıştır.”

Fakat burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Kanunda böyle bir yükümlülüğün bulunması ile somut kazada sürücünün gerçekten bu yükümlülüğü ihlal etmiş olduğunun teknik olarak ortaya konulması aynı şey değildir.

Başka bir ifadeyle:

Kanun maddesinin varlığı, tek başına somut kusurun ispatı değildir.

Sürücüye “hızını azaltmadığı” gerekçesiyle kusur yükleniyorsa mümkün olduğu ölçüde sürücünün hangi hızla seyrettiği, trafik şartlarının hangi hızı gerektirdiği ve iddia edilen davranışın kazanın meydana gelmesine gerçekten etki edip etmediği araştırılmalıdır.


4. Geçiş Hakkına Sahip Olmak Her Zaman Otomatik Olarak Kusursuzluk Anlamına Gelir mi?

Bu soruya da kategorik biçimde “evet” demek doğru olmaz.

KTK m.57, kavşağa yaklaşan sürücülere kavşaktaki şartlara uygun biçimde yavaşlama ve dikkatli olma yükümlülüğü getirirken aynı zamanda geçiş hakkına sahip araçların önce geçmesine imkân verilmesini emretmektedir. (Kanun Yolu)

Dolayısıyla geçiş hakkına sahip sürücünün de trafik güvenliği yükümlülükleri devam eder.

Ancak bunun tersi de önemlidir:

Geçiş hakkına sahip sürücünün sırf kavşakta bulunması nedeniyle otomatik olarak tali kusurlu kabul edilmesi mümkün değildir.

Örneğin “YOL VER” levhasına tabi olan bir araç, geçiş hakkına sahip aracın önüne aniden çıkmışsa asıl araştırılması gereken şudur:

Geçiş hakkına sahip sürücünün tehlikeyi fark ettiği anda kazayı önleyebilmek için gerçek ve teknik bir imkânı var mıydı?

İşte dosyanın düğümü çoğu zaman burada çözülür.


5. “Hızını Yeterince Azaltmadı” Deniliyorsa Hangi Hızdan Bahsediliyor?

Bilirkişi raporlarında soyut ifadeler bazen teknik bir kesinlik görüntüsü yaratabilir.

Örneğin:

“Kavşağa geliş hızıyla girmiştir.”

Peki geliş hızı kaç km/saat?

Veya:

“Hızını yeterince azaltmamıştır.”

Peki hangi hıza kadar azaltması gerekiyordu?

Daha önemlisi:

O hıza düşmüş olsaydı kaza gerçekten önlenebilecek miydi?

Bu sorular cevaplandırılmadan kusur yüzdesi verilmesi, özellikle kamera görüntüsü ve ölçülebilir başka teknik verilerin bulunduğu dosyalarda tartışmaya açıktır.

Kusurun hukuki sonucunun doğabilmesi bakımından yalnızca soyut bir trafik kuralı ihlali değil, somut olayda o davranış ile kazanın meydana gelmesi arasındaki bağlantının da değerlendirilmesi gerekir.


6. Kaza Rekonstrüksiyonu Nedir?

Kaza rekonstrüksiyonu, meydana gelmiş trafik kazasının mevcut fiziksel ve dijital veriler kullanılarak bilimsel yöntemlerle geriye dönük biçimde yeniden analiz edilmesidir.

Buradaki “yeniden oluşturma”, kazanın araçlarla tekrar yapılması anlamına gelmez.

Amaç;

kazadan hemen önce araçlar neredeydi, hangi yönde ve yaklaşık hangi hızla ilerliyorlardı, tehlike ne zaman ortaya çıktı, sürücünün reaksiyon süresi ne kadardı, frenleme için yeterli mesafe var mıydı ve çarpışma önlenebilir miydi

gibi soruların teknik veriler yardımıyla cevaplandırılmasıdır.

Kaza rekonstrüksiyonu böylece klasik “A sürücüsü asli, B sürücüsü tali kusurludur” değerlendirmesinden daha derine iner.

Çünkü önce kazanın fiziksel olarak nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışır; kusur değerlendirmesi ise bu teknik zeminin üzerine oturur.


7. Kaza Rekonstrüksiyonunda Hangi Veriler Kullanılabilir?

Somut olayın özelliklerine göre incelemede;

  • güvenlik kamerası görüntüleri,

  • araç içi kamera kayıtları,

  • olay yeri krokisi,

  • yol ve kavşak geometrisi,

  • trafik levhaları,

  • çarpışma noktası,

  • araçların hasarlı bölgeleri,

  • araçların çarpışma sonrası konumları,

  • fren ve sürüklenme izleri,

  • mesafe ölçümleri,

  • görüş alanı,

  • zaman ve kare analizi

gibi veriler kullanılabilir.

Burada önemli olan, sonucun hangi veriden ve hangi yöntemle çıkarıldığının denetlenebilir biçimde açıklanmasıdır.


8. Kamera Kaydı Bulunan Trafik Kazalarında Kaza Rekonstrüksiyonu Neden Önemlidir?

Kamera görüntüsü bazen trafik kazası dosyasındaki en güçlü objektif delillerden biridir.

Fakat yalnızca görüntüyü izlemek ile görüntüyü teknik olarak analiz etmek aynı şey değildir.

Örneğin kamera kaydı üzerinde uygun teknik şartların bulunması halinde;

aracın belirli iki nokta arasındaki hareketi, görüntünün kare sayısı ve zaman bilgisi, olay yerindeki ölçüsü bilinen sabit referans noktaları ve perspektif etkisi birlikte değerlendirilerek aracın hareketine ilişkin teknik çıkarımlar yapılabilir.

Bu analiz sonucunda;

“hızlıydı”

yerine yaklaşık bir hız aralığı;

“önüne aniden çıktı”

yerine saniye ve mesafe;

“fren yapabilirdi”

yerine reaksiyon ve durma mesafesi konuşulmaya başlanabilir.

Hukuki tartışmanın teknik veriye dönüşmesi tam olarak budur.


9. Reaksiyon Mesafesi ve Kazanın Önlenebilirliği

Kusur değerlendirmesinde gözden kaçırılmaması gereken hususlardan biri reaksiyon süresidir.

Sürücü tehlikeyi gördüğü anda araç sihirli biçimde durmaz.

Önce tehlikenin algılanması, ardından sürücünün tepki vermesi ve sonrasında aracın fren sistemi ile fizik kurallarının devreye girmesi gerekir.

Bu nedenle örneğin geçiş hakkına sahip sürücünün önüne başka bir aracın çıkması halinde yalnızca:

“Fren yapmalıydı.”

demek yeterli olmayabilir.

Sorulması gereken daha doğru soru şudur:

Tehlikenin fark edilebilir hale geldiği an ile çarpışma arasında sürücünün kazayı önleyebilmesine yetecek zaman ve mesafe gerçekten var mıydı?

Eğer cevap teknik olarak “hayır” ise, soyut bir dikkat veya hız yükümlülüğünden hareketle kusur oluşturulması ciddi biçimde tartışılmalıdır.


10. Aynı Kazada Bilirkişi Raporları Birbiriyle Çelişirse Ne Olur?

Uygulamada aynı kazaya ilişkin olarak;

  • kaza tespit tutanağı,

  • savcılık aşamasındaki bilirkişi raporu,

  • ceza mahkemesindeki bilirkişi raporu,

  • Adli Tıp Kurumu raporu,

  • hukuk mahkemesindeki bilirkişi raporu

arasında farklılıklar ortaya çıkabilir.

Bir raporda sürücünün kusursuz, başka bir raporda tali kusurlu kabul edilmesi mümkündür.

Böyle bir durumda yalnızca raporların sonuç bölümündeki yüzdelere bakmak doğru değildir.

Asıl karşılaştırılması gereken;

hangi bilirkişinin hangi delili incelediği, kamera kaydını görüp görmediği, olay yerinde keşif yapılıp yapılmadığı, hız hesabının bulunup bulunmadığı, reaksiyon ve önlenebilirlik analizi yapılıp yapılmadığı ve farklı sonuca neden ulaşıldığının gerekçelendirilip gerekçelendirilmediğidir.

Örneğin bir rapor kamera görüntüsünü inceleyerek aracın hızının normal olduğunu belirtirken sonraki rapor hiçbir hız hesabı yapmadan “hızını yeterince azaltmadığı” sonucuna varıyorsa, bu iki teknik değerlendirmenin arasındaki çelişkinin açıklanması gerekir.


11. Kusur Oranı Neden %15? Bilirkişi Bunu Açıklamalı mı?

Kanaatimizce bilirkişi raporlarında yalnızca kusurun türü değil, mümkün olduğunca kusur oranına nasıl ulaşıldığı da denetlenebilir olmalıdır.

Örneğin;

“Sürücü alt düzeyde tali kusurludur ve kusur oranı %15'tir.”

denilmişse doğal olarak şu soru ortaya çıkar:

Neden %15?

Neden %5 değil?

Neden %10 değil?

Neden %20 değil?

Özellikle aynı kazada daha önce kusursuzluk yönünde raporlar mevcutsa, sonraki bilirkişinin farklı sonuca hangi teknik gerekçelerle ulaştığını açıklaması daha da önem kazanır.

Bilirkişi raporu mahkemeye yardımcı olan teknik delildir; gerekçesiz bir yüzde ise teknik incelemenin yerini tutmaz.


12. Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir mi?

Evet.

HMK m.281 kapsamında taraflar bilirkişi raporundaki eksik veya belirsiz hususların açıklattırılmasını, ek rapor alınmasını veya şartları oluştuğunda yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edebilir.

Özellikle;

önceki raporlarla giderilmemiş çelişki bulunması, kamera görüntülerinin yeterince incelenmemesi, hızın ölçülmeden hız ihlali kabul edilmesi, reaksiyon mesafesinin hesaplanmaması, kazanın önlenebilirliğinin araştırılmaması veya kusur yüzdesinin teknik gerekçesinin açıklanmaması

itiraz kapsamında ileri sürülebilecek önemli meselelerdir.

Burada amaç sırf aleyhe çıkan rapora itiraz etmek değildir.

Amaç, tazminat miktarını doğrudan etkileyen kusur değerlendirmesinin maddi olayla ve bilimsel verilerle gerçekten örtüşüp örtüşmediğini denetlemektir.


13. Teknik Literatürde Kaza Rekonstrüksiyonu

Kaza rekonstrüksiyonuna ilişkin teknik çalışmalarda da incelemenin yalnızca araç hızının tahmininden ibaret olmadığı; araç hareketlerinin, sürücü tepkilerinin, görüş koşullarının, frenleme sürecinin ve çarpışma dinamiğinin birlikte ele alınması gerektiği belirtilmektedir. Kullanılan ölçümlerin kaynağının ve yöntemin açıklanması, varsayımların gerçek verilerden ayrılması ve belirsizliklerin ortaya konulması da güvenilir bir teknik değerlendirmenin unsurları arasında gösterilmektedir.

Özellikle kamera görüntülerinden hareketle analiz yapılırken, görüntü içerisindeki ölçüsü bilinen sabit referans noktalarından yararlanılması ve hesaplamanın hata payının göz önünde bulundurulması gerektiği teknik kaynakta ayrıca ifade edilmektedir.

Bkz.: Dr. Zeynel Abidin KAYA, “Kaza Rekonstrüksiyonu – Trafik Kazalarının Bilimsel Olarak Yeniden İnşası”.


14. Geçiş Hakkı Olan Sürücüye Tali Kusur Verilmesi Her Olayda Doğru Değildir

Bu konuda genelleme yapılması özellikle sakıncalıdır.

Bir sürücünün geçiş hakkına sahip olması, hiçbir şart altında kusur alamayacağı anlamına gelmediği gibi; kavşağa yaklaşmış olması da otomatik olarak kusurlu olduğu anlamına gelmez.

Somut olayda araştırılması gereken;

  1. Hangi aracın geçiş hakkına sahip olduğu,

  2. Trafik işaretlerinin ne söylediği,

  3. Araçların gerçek veya hesaplanabilir hızları,

  4. Tehlikenin hangi anda görünür hale geldiği,

  5. Sürücünün reaksiyon gösterebilmesi için yeterli zaman bulunup bulunmadığı,

  6. Frenleme veya kaçınma manevrasıyla kazanın önlenip önlenemeyeceği,

  7. İddia edilen kural ihlali ile çarpışma arasında nedensel ilişki bulunup bulunmadığıdır.

KTK m.57 de kavşağa yaklaşan sürücülere dikkat ve yavaşlama yükümlülüğü getirirken, geçiş hakkına sahip aracın önce geçmesine imkân verilmesini açıkça öngörmektedir. (Kanun Yolu)

Bu nedenle kusur değerlendirmesi, kanun maddelerinin mekanik biçimde sıralanmasıyla değil, kanun hükmünün somut kazanın fiziksel gerçekliğiyle buluşturulmasıyla yapılmalıdır.


Sonuç: Kusur Yüzdesinden Önce Kazanın Nasıl Gerçekleştiği Ortaya Konulmalıdır

Trafik kazası tazminat davalarında %10 veya %15 kusur bazen küçük bir rakam gibi görünür.

Oysa yüksek miktarlı maluliyet, destekten yoksun kalma veya diğer tazminat taleplerinde bu oranlar sonucu ciddi biçimde değiştirebilir.

Bu nedenle özellikle kamera kaydı bulunan, bilirkişi raporları arasında çelişki olan veya sürücünün kazayı önleyebilme imkânının tartışıldığı trafik kazalarında kaza rekonstrüksiyonu ve ayrıntılı teknik analiz önemli hale gelmektedir.

Kusur değerlendirmesinde şu soruların cevabı aranmalıdır:

Araç kaç km/s hızla gidiyordu?
Tehlike ne zaman ortaya çıktı?
Sürücünün kaç saniyesi vardı?
Fren mesafesi neydi?
Kaçınma imkânı var mıydı?
Ve en önemlisi: İddia edilen davranış gerçekleşmeseydi kaza gerçekten önlenebilir miydi?

Bu sorular cevaplandırılmadan verilen bir kusur yüzdesi, matematiksel görünse de her zaman bilimsel değildir.

Trafik kazasının gerçeği bazen bir bilirkişi raporunun sonuç bölümündeki “%15” rakamında değil; kamera görüntüsünün birkaç karesinin arasındaki saniyelerde saklıdır.

İlgili Yazılar ve Kaynaklar

• Kaza Tespit Tutanağının İptali ve Kusur Tespitine İtiraz
Trafik kazası tespit tutanağında yer alan kusur değerlendirmesinin hukuki niteliği, hatalı kusur tespitlerine karşı başvurulabilecek yollar ve kaza tespit tutanağının iptali meselesine ilişkin ayrıntılı değerlendirmemiz için:
Kaza Tespit Tutanağının İptali başlıklı makalemiz

• Dr. Zeynel Abidin KAYA – “Kaza Rekonstrüksiyonu: Trafik Kazalarının Bilimsel Olarak Yeniden İnşası”
Kaza rekonstrüksiyonunun kapsamı; araç hızları, sürücü tepkileri, frenleme, görüş mesafesi, çarpışma noktası ve kamera görüntülerinin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi hakkında teknik çalışma. Makalede, rekonstrüksiyonun kazanın öncesini, çarpışma anını ve sonrasını mevcut verilerden hareketle bilimsel olarak ortaya koymayı amaçladığı açıklanmaktadır.

https://onurkucukyetim.av.tr/