Trafik kazaları, çoğu zaman “sigorta karşılar, süreç biter” diye düşünülür.
Gerçekte ise işin içinde ceza hukuku, borçlar hukuku ve sigorta hukuku aynı anda yürür.
Bu yazıda; gerçek bir dosya üzerinden,
-hak kaybı yaşanmaması için kritik noktaları
-uygulamada yapılan hataları
-mahkemelerin ve Yargıtay’ın yaklaşımını
net ve sade şekilde anlatıyoruz.
Dosyalarda en sık karşılaşılan savunma şudur:
“Yaralanma kazadan değil, başka sebepten.”
Ancak pratikte mahkemeler şu zincire bakar:
İlk müdahale kayıtları
Hastane tedavi süreci
Adli raporlar
Adli Tıp incelemesi
Bu zincir kopmuyorsa,
-illiyet bağı (neden-sonuç ilişkisi) kurulmuş kabul edilir.
Özellikle:
Omurga yaralanmaları
Görme kaybı
Kalıcı fonksiyon kayıpları
gibi durumlarda olay artık basit yaralanma değil,
-neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralanma boyutuna yaklaşır.
Uygulamada sık yapılan hata:
“Rapor alındı, dosya tamamlandı” düşüncesi.
Oysa gerçek şudur:
Tedavi devam ediyorsa
Adli Tıp nihai raporu oluşmamışsa
Fonksiyon kaybı netleşmemişse
-zarar henüz kesinleşmemiştir.
Bu nedenle mahkemeler çoğu zaman:
6, 12, 18 ay sonrası kontrol
FTR ve göz muayenesi
Nihai maluliyet raporu
bekler.
Sigorta şirketlerinin klasik savunması:
“Geçici iş göremezlik SGK kapsamındadır, biz sorumlu değiliz.”
Bu savunma hukuken geçersizdir.
Çünkü:
TBK m.54 → kazanç kaybını açıkça zarar sayar
Geçici iş göremezlik → çalışılamayan süreye ilişkin gelir kaybıdır
Yargıtay’ın yaklaşımı da nettir:
-Geçici iş göremezlik, cismani zarar kapsamındadır
-Sigorta teminatı içindedir
Yani bu kalem, dava dışında bırakılırsa ciddi hak kaybı doğar.
Vatandaşların en çok yanıldığı noktalardan biri:
“2 yıl geçti, artık dava açılamaz.”
Oysa gerçek şu:
Eğer olay aynı zamanda suç ise (örneğin taksirle yaralama):
-Ceza zamanaşımı uygulanır.
Bu süre çoğu dosyada:
✔ 8 yıldır
Yargıtay açıkça diyor ki:
Ceza davası açılmış olması şart değil
Fiilin suç olması yeterlidir
Bu nedenle birçok “geçmiş sanılan” dosya aslında hala dava edilebilir durumdadır.
Sigorta şirketleri genellikle şunu ileri sürer:
“Mağdur da kusurlu, tazminat düşsün.”
Ama Yargıtay’ın kriteri çok net:
-Kusur yetmez
-İlliyet bağı gerekir
Örnek:
Kask takmayan sürücü
Ama yaralanma dizden
-Kask ile zarar arasında bağ yoksa
-indirim yapılmaz
Son yaklaşım daha da net:
“Sürüş kusuru olmayan hiçbir husus müterafik kusur sayılmaz.”
Doğru ayrım çok kritik:
Tedavi giderleri
Geçici iş göremezlik
Kalıcı maluliyet
Manevi tazminat
Araç mahrumiyet
Limit aşan zararlar
Bu ayrım yanlış kurulursa dava teknik olarak zayıflar.
Hukuk sadece rakam değildir.
Kaza sonrası gerçek tablo çoğu zaman şudur:
Kişi çalışamaz hale gelir
El emeği işini bırakır
Araç kullanamaz
Sosyal hayattan kopar
Tedavisi maddi imkansızlık nedeniyle aksar
Ve çoğu dosyada:
-Kazaya sebep olan kişi hiçbir yardımda bulunmaz
Bu durumda tazminat davası:
-bir tercih değil
-zorunlu bir hak arama yoludur
Dosyalarda bazen şu tür usul hataları görülür:
Yanlış mahkemeye müzekkere yazılması
Eksik hastane kayıtları
Gelir kaybının somutlaştırılamaması
Bu hatalar:
-Davayı uzatır
-Hak kaybına yol açar
Doğru strateji:
✔ Tüm tedavi kayıtlarını toplamak
✔ Geliri belgelemek (belediye, faaliyet, iş kayıtları)
✔ Ceza dosyası ile tazminat dosyasını birlikte yürütmek
Trafik kazası dosyalarında başarı:
Sadece haklı olmakla değil
doğru kurguyla gelir
Unutulmaması gerekenler:
✔ Geçici iş göremezlik mutlaka talep edilmelidir
✔ Ceza zamanaşımı çoğu zaman geçerlidir
✔ Müterafik kusur kolay uygulanamaz
✔ Sigorta sorumluluğu teknik olarak kurulmalıdır
✔ Tedavi süreci tamamlanmadan dosya kapatılmamalıdır
Eğer:
Kaza geçirdiyseniz
Tedaviniz devam ediyorsa
Gelir kaybınız oluştuysa
-“sigorta halleder” demeyin
Çünkü çoğu zaman:
Haklar eksik talep edildiği için kaybedilir.