Yoldaki Çukur Bozuk Asfalt ve Açık Rögar Nedeniyle Oluşan Zararlarda Belediyenin Hukuki Sorumluluğu

Yoldaki Çukur, Bozuk Asfalt ve Açık Rögar Nedeniyle Oluşan Zararlarda Belediyenin Hukuki Sorumluluğu

Araç Hasarı, Yaralanma ve Ölüm Halinde Tazminat Davası Rehberi

Bir yol düşünün…
Gece karanlığında fark edilmeyen bir çukur…
Yağmur sonrası çöken asfalt…
Yerinden çıkmış rögar kapağı…
Ve birkaç saniye içinde değişen hayatlar…

Kimi zaman kırılan bir janttır mesele.
Kimi zaman pert olan bir araç.
Bazen ise geri dönmeyen bir hayat…

Çoğu vatandaş böyle bir olaydan sonra bunun “kader” olduğunu düşünür. Oysa hukuk başka bir şey söyler:

“Önlenebilir bir zarar varsa, sorumlusu da vardır.”

Eğer bir yol güvenli değilse, gerekli bakım yapılmamışsa, tehlike bilinmesine rağmen önlem alınmamışsa; artık mesele yalnızca bir trafik kazası değil, kamu hizmetinin kusurlu yürütülmesi meselesidir.

Türk hukukunda; yolun yapım, bakım ve güvenliğinden sorumlu olan idareler —çoğu zaman belediyeler veya Karayolları Genel Müdürlüğü— meydana gelen zararlardan hukuken sorumlu tutulabilmektedir.


Anayasal Dayanak: İdare Zararı Ödemekle Yükümlüdür

1982 Anayasası’nın 125. maddesi son derece açık bir hüküm içermektedir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

Bu hüküm yalnızca teorik bir anayasa normu değildir.
Danıştay kararlarında yıllardır uygulanan temel sorumluluk ilkesidir.

Yani;

  • bakım yapılmayan yol,

  • çukur,

  • çökmüş asfalt,

  • açık rögar kapağı,

  • su birikintisi,

  • buzlanma,

  • eksik aydınlatma,

  • uyarı levhası eksikliği,

  • bozuk zemin,

  • trafik güvenliğini tehlikeye sokan yol kusurları

nedeniyle oluşan zararlar, idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Çünkü vatandaşın can ve mal güvenliği, kamu hizmetinin merkezindedir.


Karayolları Trafik Kanunu’na Göre Yol Güvenliği Bir Kamu Hizmetidir

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 13. maddesine göre;

karayolunun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşlar, yolları trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak zorundadır.

Buradaki yükümlülük yalnızca asfalt dökmek değildir.
Asıl yükümlülük, yolu güvenli şekilde işletmektir.

Devlet ve belediyeler;

  • yolu yapmak,

  • bakımını gerçekleştirmek,

  • trafik güvenliğini sağlamak,

  • tehlikeli alanları işaretlemek,

  • gerekli önlemleri almak

zorundadır.

Çünkü hukuk şunu kabul eder:

“Yol yapmak kadar, o yolu güvenli tutmak da kamu hizmetidir.”


Hizmet Kusuru Nedir?

İdare hukukunda “hizmet kusuru”;

  • kamu hizmetinin geç işlemesi,

  • eksik işlemesi,

  • kötü işlemesi

olarak tanımlanır.

Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre;

  • uzun süre kapatılmayan çukur,

  • gevşek rögar kapağı,

  • çökmüş asfalt,

  • kaygan yol,

  • eksik bariyer,

  • eksik aydınlatma,

  • uyarı levhası bulunmaması,

  • bakım yapılmaması

idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir.

Çünkü kamu hizmeti yalnızca “var olmak” zorunda değildir.
Aynı zamanda güvenli olmak zorundadır.


Danıştay Kararları: Belediyeler ve İdareler Kusurlu Bulundu

1. Açık Rögar Kapağı Nedeniyle Meydana Gelen Kaza

Danıştay 15. Dairesi’nin 12.05.2016 tarihli,
2013/13975 E., 2016/3486 K. sayılı kararında;

gevşek rögar kapağı nedeniyle meydana gelen trafik kazasında belediyenin hizmet kusuru bulunduğu açıkça kabul edilmiştir.

Kararda;

  • rögar kapağının bakım ve gözetim yükümlülüğünün idareye ait olduğu,

  • trafik güvenliğini tehlikeye düşüren yol kusurunun giderilmediği,

  • kamu hizmetinin eksik yürütüldüğü

vurgulanmıştır.

Danıştay’ın dikkat çekici değerlendirmesi şöyledir:

“Kapakların bakım ve onarımını yapmayan idarenin kamu hizmetini eksik yapması nedeniyle hizmet kusuru işlediği açıktır.”

Üstelik Danıştay, araç tamir faturalarının eksik sunulmuş olmasını tek başına ret sebebi saymamış; bilirkişi tespit raporlarını dikkate alarak idarenin sorumluluğunu kabul etmiştir.


2. Bozuk ve Islak Yol Nedeniyle Meydana Gelen Kaza

Danıştay 15. Dairesi’nin
20.02.2017 tarihli,
2013/98990 E., 2017/807 K. sayılı kararında;

yol zeminindeki bozukluk ve ıslaklık nedeniyle meydana gelen kazada, gerekli bakım-onarımı yapmayan ve uyarıcı işaret koymayan idarenin hizmet kusuru bulunduğu kabul edilmiştir.

Danıştay’a göre:

Yol güvenliğini sağlamayan idare, kusuru oranında zarardan sorumludur.


3. Manevi Tazminatın Caydırıcı Olması Gerektiği

Danıştay kararlarında yalnızca maddi zararlar değil, manevi zararlar yönünden de önemli değerlendirmeler yapılmaktadır.

Özellikle ölüm ve ağır yaralanmalı olaylarda;

  • olayın meydana geliş şekli,

  • idarenin hizmet kusurunun ağırlığı,

  • zararın niteliği,

  • mağdurların yaşadığı elem ve ızdırap

dikkate alınarak manevi tazminatın caydırıcı düzeyde olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Çünkü hukuk bazen yalnızca zararı gidermek için değil, yeni zararların önüne geçmek için de konuşur.


Hangi Mahkeme Görevlidir?

Uzun yıllar boyunca bu tür uyuşmazlıklarda idari yargının görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ancak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde yapılan değişiklik sonrası uygulama önemli ölçüde değişmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin yerleşik hale gelen kararlarına göre;

karayolunda meydana gelen trafik kazalarından kaynaklanan ve idarenin hizmet kusuruna dayanan tazminat davalarında artık adli yargı, yani Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.

Uyuşmazlık Mahkemesi;

  • çukur,

  • su birikintisi,

  • buzlanma,

  • eksik işaretleme,

  • aydınlatma eksikliği,

  • güvenlik önlemi alınmaması

nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında açılacak davaların adli yargıda görülmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.

Bu yaklaşım, son yıllarda istikrarlı hale gelmiştir.


Hangi Zararlar Talep Edilebilir?

Bu tür davalarda yalnızca araç tamir bedeli talep edilmez.

Maddi Tazminat Olarak:

  • Araç tamir giderleri,

  • Araç değer kaybı,

  • Çekici ve servis giderleri,

  • Araç mahrumiyet bedeli,

  • Tedavi giderleri,

  • Geçici iş göremezlik zararları,

  • Sürekli maluliyet zararları,

  • Bakıcı giderleri,

  • Kazanç kaybı,

  • Destekten yoksun kalma tazminatı

talep edilebilir.


Manevi Tazminat Olarak:

  • Acı,

  • Elem,

  • Psikolojik yıkım,

  • Yakın kaybı,

  • Yaşam kalitesindeki düşüş,

  • Kalıcı travmalar

nedeniyle manevi tazminat da istenebilir.

Danıştay kararlarında özellikle;

manevi tazminatın yalnızca sembolik değil, olayın ağırlığıyla orantılı ve caydırıcı nitelikte olması gerektiği vurgulanmaktadır.


Dava Açmadan Önce Deliller Hayati Önem Taşır

Bu tür uyuşmazlıklarda en büyük savaş çoğu zaman kusurun ispatı üzerinde döner.

Bu nedenle olaydan hemen sonra mümkün olduğunca delil toplanmalıdır:

  • Trafik kaza tespit tutanağı,

  • Olay yeri fotoğrafları,

  • Video kayıtları,

  • MOBESE kayıtları,

  • Tanık beyanları,

  • Ekspertiz raporları,

  • Servis faturaları,

  • Hastane kayıtları,

  • Bilirkişi tespit dosyaları,

  • Belediye yazışmaları,

  • Hava durumu kayıtları,

  • Yol bakım kayıtları

çok büyük önem taşımaktadır.

Çünkü yol sonradan tamir edilir.
Çukur kapanır.
Rögar değiştirilir.

Ama zamanında alınmış bir fotoğraf, bazen bütün davanın kaderini belirler.


Belediyelerin Sık Başvurduğu Savunmalar

Uygulamada belediyeler ve ilgili idareler çoğu zaman;

  • sürücünün hızlı olduğunu,

  • dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını,

  • hava şartlarının etkili olduğunu,

  • zararın yeterince ispatlanamadığını,

  • kusurun tamamen sürücüye ait olduğunu

ileri sürmektedir.

Ancak Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında açıkça görüldüğü üzere;

yoldaki fiziksel bozukluk kaza tespit tutanağı, fotoğraf, bilirkişi incelemesi veya diğer delillerle ortaya konuluyorsa; idarenin sorumluluğu ciddi biçimde gündeme gelmektedir.

Özellikle;

  • gerekli bakım yapılmamışsa,

  • uyarı levhası bulunmuyorsa,

  • tehlike uzun süredir devam ediyorsa,

  • daha önce benzer şikayetler mevcutsa

idarenin kusur oranı artabilmektedir.


Sonuç

Bir şehir yalnızca yollarla kurulmaz.
Güven duygusuyla kurulur.

Vatandaş işe giderken, evine dönerken, çocuğunu okula bırakırken; yolun ortasındaki bir çukurun hayatını değiştireceğini düşünmek zorunda değildir.

Devletin ve belediyelerin görevi yalnızca yol yapmak değil; güvenli yol sağlamaktır.

Eğer kamu hizmeti eksik yürütülüyorsa, bunun bedeli vatandaşa yüklenemez.

Hukuk tam da burada devreye girer ve şunu söyler:

“Zararın yükü, kusuru olmayana değil; hizmeti kusurlu yürütene ait olmalıdır.”

Bu nedenle;

  • bozuk yol,

  • çukur,

  • açık rögar,

  • çökmüş asfalt,

  • kaygan zemin,

  • eksik levha,

  • güvenlik önlemi eksikliği

nedeniyle zarar gören vatandaşların, sorumlu idareye karşı tazminat talep etme hakkı bulunduğu unutulmamalıdır.


Emsal Kararlar

  • Danıştay 15. Dairesi, 12.05.2016 T., 2013/13975 E., 2016/3486 K.

  • Danıştay 15. Dairesi, 20.02.2017 T., 2013/98990 E., 2017/807 K.

  • Danıştay 15. Dairesi, 14.04.2016 T., 2013/10680 E., 2016/2577 K.

  • Uyuşmazlık Mahkemesi, 24.09.2018 T., 2018/530 E., 2018/467 K.

  • Uyuşmazlık Mahkemesi, 29.04.2019 T., 2019/290 E., 2019/356 K.

https://onurkucukyetim.av.tr/