Tapu iptal ve tescil davalarında uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı davalar ile muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların birbirine karıştırılmasıdır.
Özellikle miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda bazı davalılar;
Davanın tüm mirasçılar tarafından açılması gerektiğini,
Tereke adına dava açılmasının zorunlu olduğunu,
Mirasçı olmayan üçüncü kişilere karşı dava açılamayacağını,
ileri sürerek davanın usulden reddini talep etmektedir.
Oysa Yargıtay'ın yerleşik uygulaması incelendiğinde, yolsuz tescil davaları ile muris muvazaası davalarının farklı hukuki esaslara dayandığı ve farklı sonuçlar doğurduğu açıkça görülmektedir.
Yolsuz tescil, tapu siciline yapılan tescilin hukuken geçerli bir sebebe dayanmaması nedeniyle gerçek hak durumunu yansıtmaması halidir.
Örneğin;
Sahte vekâletname ile yapılan satışlar,
Yetkisiz kişi tarafından yapılan devirler,
Geçersiz işlemlere dayalı tesciller,
Kadastro hatalarından kaynaklanan kayıtlar,
yolsuz tescile konu olabilir.
Bu tür davalarda çoğu zaman uyuşmazlık doğrudan terekeye veya miras ortaklığına ait bir hakkın korunmasına ilişkindir.
Bu nedenle Yargıtay birçok kararında, elbirliği mülkiyetine tabi tereke mallarında tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Muris muvazaası ise tamamen farklı bir hukuki kurumdur.
Muris muvazaasında miras bırakan gerçekte bağışlamak istediği taşınmazını, tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermektedir.
Amaç çoğu zaman;
"Diğer mirasçılardan mal kaçırmak"
olmaktadır.
Bu nedenle muris muvazaası davalarında asıl araştırılan husus;
"Tapuda satış görünse de murisin gerçek iradesi neydi?"
sorusudur.
Başka bir ifadeyle mahkeme, şeklen yapılan satış işleminin arkasındaki gerçek amacı araştırmaktadır.
Yargıtay son yıllardaki kararlarında bu iki hukuki sebebi açıkça birbirinden ayırmıştır.
Özellikle Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 19.04.2021 tarih, 2019/4516 Esas, 2021/2395 Karar sayılı ilamı uygulama bakımından son derece önemlidir.
Yargıtay bu kararında önce;
"Bir mirasçı tarafından mirasçı olmayan kişiye karşı yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak miras payı oranında açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağı bulunmamaktadır."
tespitini yapmış;
ardından muris muvazaası davaları bakımından tamamen farklı sonuca ulaşarak;
"Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davanın da payı oranında açılabileceği dikkate alınarak davanın esasının değerlendirilmesi gerekeceği kuşkusuzdur."
demiştir.
Bu tespit, uygulamadaki birçok yanlış yorumu sona erdirecek niteliktedir.
Evet.
Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre muris muvazaası davalarında her mirasçı kendi miras payı oranında dava açabilir.
Davayı açabilmek için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi zorunlu değildir.
Çünkü burada korunmak istenen hak, her mirasçının bireysel miras hakkıdır.
Bu husus Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin çok sayıda kararında açıkça kabul edilmiştir.
Uygulamada en çok tartışılan konu budur.
Cevap ise açıktır:
Evet, açılabilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2017 tarih, 2014/19692 Esas, 2017/709 Karar sayılı ilamında;
"Her bir mirasçının kendi hakkı yönünden üçüncü kişi sıfatıyla miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunabilmesine olanak tanınmıştır. Öte yandan bu isteğin mirasçı olmayan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceğinde kuşku yoktur."
denilmektedir.
Bu karar, uygulamada sıklıkla ileri sürülen;
"Taşınmaz artık üçüncü kişiye geçti, dava açılamaz."
savunmasının hukuken geçerli olmadığını açıkça göstermektedir.
Çoğu zaman hayır.
Öğretide de kabul edildiği üzere muris muvazaası bazen doğrudan mirasçıya değil, aile çevresindeki başka bir kişiye yapılan devirlerle gerçekleştirilmektedir.
Miras bırakan;
Damadını,
Gelinini,
Torununu,
Yakın arkadaşını,
Güvendiği bir üçüncü kişiyi,
aracı olarak kullanabilmektedir.
Bu nedenle Yargıtay kararlarında;
Taraflar arasındaki beşeri ilişki,
Yakınlık derecesi,
Aile bağları,
Sosyal ilişkiler,
özellikle araştırılmaktadır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre;
Bu kriterlerin tamamı birlikte değerlendirilmektedir.
Yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davaları ile muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davaları aynı dava türü değildir.
Bu nedenle;
Yolsuz tescil davalarına ilişkin tereke ve elbirliği mülkiyeti kurallarının,
Muris muvazaası davalarına doğrudan uygulanması mümkün değildir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre;
- Her mirasçı kendi miras payı oranında muris muvazaası davası açabilir.
- Bu dava mirasçı olmayan üçüncü kişilere karşı da açılabilir.
- Mahkemenin araştıracağı temel husus, tapudaki işlemin şekli değil; murisin gerçek iradesidir.
Çünkü muris muvazaası davalarında asıl soru şudur:
"Miras bırakan gerçekten satmak mı istedi, yoksa mirasçılarından mal kaçırmak mı istedi?"
Uyuşmazlığın çözümü de çoğu zaman bu sorunun cevabında gizlidir.