Ceza Yargılamasında Mahkemeler Delil Toplama Yeri Değildir

Ceza Yargılamasında Mahkemeler Delil Toplama Yeri Değildir.

Delil Toplama Görevi Savcılık Soruşturmasının Esaslı Bir Yükümlülüğüdür.

Türk ceza yargılamasında yıllardır en çok tartışılan konulardan biri şudur:

“Eksik soruşturma ile dava açılıp, delillerin mahkemede tamamlanması mümkün müdür?”

Uygulamada ne yazık ki çoğu zaman;

  • eksik araştırılmış dosyalar,

  • yalnızca ihbar veya soyut beyan üzerine düzenlenen iddianameler,

  • toplanmamış kamera kayıtları,

  • incelenmemiş HTS verileri,

  • alınmamış bilirkişi raporları,

  • dinlenmemiş tanıklar

ile dava açıldığı görülmektedir.

Sonrasında ise mahkeme adeta bir “soruşturma makamı” gibi çalıştırılmakta; savcılığın yapması gereken delil toplama işlemleri kovuşturma aşamasına bırakılmaktadır.

Oysa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun sistematiği tam tersini öngörmektedir.

Ceza yargılamasında asıl delil toplama makamı mahkeme değil, Cumhuriyet savcılığıdır.


Ceza Muhakemesinin Temel Amacı: Maddi Gerçeğe Ulaşmak

Ceza muhakemesi hukukunun amacı;

“maddi gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasıdır.”

Bu gerçek ancak:

  • hukuka uygun,

  • bilimsel,

  • denetlenebilir,

  • güvenilir

delillerle ortaya konulabilir.

Nitekim öğretide de delillerin ceza muhakemesinin temelini oluşturduğu açıkça belirtilmektedir.

Ancak burada çok önemli bir kırılma noktası vardır:

Delilin ne zaman ve kim tarafından toplanacağı.


CMK’nın Getirdiği Sistem: Deliller Kural Olarak Soruşturmada Toplanmalıdır

5271 sayılı CMK ile birlikte Türk ceza muhakemesinde önemli bir paradigma değişikliği yapılmıştır.

Özellikle “iddianamenin iadesi” kurumunun kabulüyle birlikte amaçlanan şey şudur:

Delillerin soruşturma aşamasında, sıcağı sıcağına ve eksiksiz şekilde toplanması.

Bu husus akademik çalışmalarda da açıkça ifade edilmektedir:

“İddianamenin iadesi kurumunun kabulüyle, delillerin kural olarak soruşturma aşamasında, soruşturma organı tarafından en kısa zamanda ve sıcağı sıcağına toplanması amaçlanmıştır.”

Aynı şekilde öğretide;

“CMK’ya göre delil sadece soruşturma evresinde toplanmalıdır. Yeni sistemde mahkeme delil toplamayacaktır.”

tespitine açıkça yer verilmiştir.

Bu cümle son derece önemlidir.

Çünkü yeni CMK sistemi;

“Önce dava açalım, sonra delil ararız” mantığını reddetmiştir.


Savcılık “Filtre” Görevi Görmek Zorundadır

Cumhuriyet savcısı yalnızca iddia makamı değildir.

Aynı zamanda:

  • maddi gerçeği araştırmak,

  • şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamak,

  • eksiksiz soruşturma yapmak

zorundadır.

Öğretide de açıkça belirtildiği üzere;

“Cumhuriyet savcısının görevi daha da etkinleştirilerek, savcıların sanık haklarının korunmasında ve adil muhakemenin yapılabilmesinde etkinlikleri artırılmıştır.”

Yani savcılık makamı yalnızca “suç üretme makamı” değildir.

Aynı zamanda:

Haksız yargılamayı engelleme makamıdır.

Bu nedenle Yargıtay da savcılığın bir “filtre mekanizması” olduğunu vurgulamaktadır.

Gerçekten de öğretide aktarılan Yargıtay kararında şu ifadeler yer almaktadır:

“Cumhuriyet savcılarının makul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkumiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları gerekir.”


Eksik Soruşturmayla Açılan Davalar Ne Doğurur?

Eksik soruşturma ile açılan davalar:

  • yıllarca süren yargılamalara,

  • gereksiz tutuklamalara,

  • lekelenmeme hakkının ihlaline,

  • adil yargılanma hakkının zarar görmesine,

  • beraatle sonuçlanacak dosyaların yıllarca mahkemeleri meşgul etmesine

neden olmaktadır.

İşte bu yüzden CMK m.174 düzenlenmiştir.

Kanun koyucu açıkça demektedir ki:

Deliller eksikse iddianame iade edilir.

Çünkü mahkeme;

  • savcılık soruşturmasını tamamlayan bir makam değil,

  • uyuşmazlığı çözen bağımsız yargılama makamıdır.


Mahkeme “Araştırma Bürosu” Değildir

Uygulamada sık görülen yanlışlardan biri de şudur:

“Mahkeme nasılsa eksikleri tamamlar.”

Hayır.

Bu yaklaşım yeni CMK sistemine aykırıdır.

Çünkü mahkeme:

  • HTS araştırması yapan,

  • kamera kaydı peşine düşen,

  • olay yeri araştırması yapan,

  • eksik tanıkları bulan

bir soruşturma makamı değildir.

Mahkemenin görevi:

Toplanmış delilleri tartışmak ve hüküm kurmaktır.

Aksi hâlde:

  • savcılık soruşturması işlevsizleşir,

  • iddianamenin iadesi kurumu anlamsızlaşır,

  • kovuşturma soruşturmanın devamına dönüşür.

Bu da ceza muhakemesinin sistematiğini bozar.


“Lekelenmeme Hakkı” Neden Önemlidir?

Ceza muhakemesinde yalnızca mahkûmiyet değil;

“haksız yere sanık sıfatına maruz bırakılmamak”

da temel bir insan hakkıdır.

Çünkü bir kişi;

  • beraat etse bile,

  • yıllarca sanık olarak yargılanabilir,

  • sosyal çevresinde damgalanabilir,

  • işini kaybedebilir,

  • ekonomik ve psikolojik yıkım yaşayabilir.

İşte bu yüzden CMK’nın amacı:

“Önce delil, sonra dava”

sistemini kurmaktır.


Delil Toplama Bilimsel ve Teknik Bir Faaliyettir

Modern ceza muhakemesi artık yalnızca klasik tanık anlatımlarına dayanmaz.

Bugün:

  • DNA incelemeleri,

  • HTS analizleri,

  • dijital materyal incelemeleri,

  • olay yeri kriminal çalışmaları,

  • biyolojik deliller,

  • teknik takip yöntemleri

ceza yargılamasının merkezine yerleşmiştir.

Bu nedenle delil toplama işlemi:

- profesyonel, teknik ve sistemli bir soruşturma süreci gerektirir.

Ve bunun asli sorumlusu:

Cumhuriyet savcılığı ve adli kolluktur.


Sonuç

5271 sayılı CMK ile birlikte Türk ceza muhakemesinde önemli bir anlayış değişikliği yapılmıştır.

Bu sistemde:

  • delillerin eksiksiz toplanması,

  • maddi gerçeğin soruşturmada araştırılması,

  • yalnızca olgunlaşmış dosyaların dava konusu yapılması

amaçlanmıştır.

Mahkemeler delil toplama makamı değildir.

Mahkemeler;

  • toplanmış delilleri tartışan,

  • hukuki değerlendirme yapan,

  • vicdani kanaat oluşturan

bağımsız yargı mercileridir.

Savcılık makamı ise;

  • soruşturmayı eksiksiz yürütmek,

  • lehe ve aleyhe delilleri toplamak,

  • eksik dosyayla dava açmamak

zorundadır.

Çünkü hukuk devletinde:

“Önce insan yargılanır, sonra delil aranır”

anlayışı değil;

“Önce delil toplanır, sonra dava açılır”

ilkesi geçerlidir.

KAYNAKLAR

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.

  2. 1982 Anayasası.

  3. Veysel Dinler, Ceza Muhakemesinde Delillerin Toplanması, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2009.

  4. Prof. Dr. Ahmet Gökcen – Dr. Öğr. Üyesi Kerim Çakır, “Ceza Muhakemesinde Delil, Delillerin Muhafazası, Toplanması, Değerlendirilmesi ve Delil Yasakları”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş Tezcan’a Armağan, C.21, Özel Sayı, 2019, s. 2911-2951.

  5. Prof. Dr. Bahri Öztürk – Prof. Dr. Durmuş Tezcan – Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem vd., Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık.

  6. Prof. Dr. Nur Centel – Prof. Dr. Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları.

  7. Prof. Dr. Yener Ünver – Prof. Dr. Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, Adalet Yayınevi.

  8. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 30.11.2011 T., 2011/17629 E., 2011/6976 K.

  9. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.04.1993 T., 1993/6-79 E., 1993/108 K.

  10. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları:

  • Schenk / İsviçre

  • Garcia Ruiz / İspanya

  • Teixeira de Castro / Portekiz

  • Van Mechelen / Hollanda

  1. Polisin Adli Görevlerinin Yerine Getirilmesinde Delillerin Toplanması, Muhafazası ve İlgili Yerlere Gönderilmesi Hakkında Yönetmelik.

    İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

    Ceza muhakemesinde masumiyet karinesi ve ispat yüküne ilişkin bu değerlendirmeler, aşağıdaki emsal karar incelememizle de doğrudan bağlantılıdır:

    - Sanık Suçsuzluğunu İspatlamak Zorunda mıdır?
    Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin dikkat çeken karşı oy yazısında;
    “Sanığın suçsuzluğunu değil, devletin suçluluğu ispatlamak zorunda olduğu” ilkesi ayrıntılı şekilde değerlendirilmektedir.

    - İlgili makaleye göz atmak için:
    “Sanık Suçsuzluğunu İspatlamak Zorunda mıdır?” başlıklı yazımız için tıklayınız

https://onurkucukyetim.av.tr/